Gazze’de yaşanan savaş ve insani kriz Mısır açısından dış politikada önemli bir yer tutmaktadır. Gazze ile doğrudan sınırı bulunan Mısır, çatışmanın siyasi, insani ve güvenlik boyutlarından doğrudan etkilenmektedir. Özellikle Refah Kapısı, Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması ve göçmenler için önem taşımaktadır. Bununla birlikte Mısır’ın Gazze politikasını yalnızca Filistin’e yönelik destek üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Kahire’nin yaklaşımı aynı zamanda Sina Yarımadası’nın güvenliği, İsrail ile ilişkileri, bölgesel istikrar ve Mısır’ın Orta Doğu’daki arabulucu rolünü koruma hedefleri tarafından şekillenmektedir. Bu nedenle Mısır’ın Gazze politikası, insani sorumluluklar ile ulusal güvenlik çıkarlarının aynı anda gözetildiği çok boyutlu bir dış politika alanı olarak değerlendirilebilir.
Gazze meselesinin Mısır açısından taşıdığı önemin temelinde coğrafi yakınlık yatmaktadır. Mısır, Gazze Şeridi ile sınırı bulunan tek Arap ülkesi olması nedeniyle bölgede yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle Gazze’deki çatışmaların Sina Yarımadası’na yansıması Kahire için güvenlik riski oluşturmaktadır. Mısır’ın temel endişelerinden biri, Gazzelilerin Sina Yarımadası’na zorunlu bir biçimde yönlendirilmesi ve Mısır’ın göç hareketlerini ve güvenlik sorununu yönetememesidir. Bu nedenle Mısır, Filistinlilerin kendi vatanlarında kalmasını savunurken bir yandan da Sina’nın güvenliğini ve Mısır’ın toprak bütünlüğünü korumaya çalışmaktadır. Dolayısıyla Mısır’ın Gazze politikası sadece Gazze ile alakalı değil, kendi ulusal bütünlüğü ile alakalıdır.
Mısır’ın Gazze politikasında Refah Kapısı önemli bir yere sahiptir. Gazze ve Mısır arasındaki temel geçiş noktalarından biri olan Refah Kapısı, savaş sürecinde insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması, yaralıların tedavisinde ve sivillerin geçişi için önemli bir rol oynamıştır. Ancak Refah’ın önemi sadece insani yardım ile sınırlı değildir. Sınır kapısı, Mısır’ın Gazze üzerindeki diplomatik etkisinin ve bölgedeki arabulucu rolünün de önemli araçlarından biridir. Bununla birlikte geçişler, güvenlik nedeniyle bazı dönemlerde kısıtlanabilmektedir. Bu durum, Mısır’ın bir yandan Gazze’ye insani erişimi kolaylaştırmaya çalışırken diğer yandan sınır güvenliğini ve Sina’daki istikrarı koruma zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Refah Kapısı, insani yardım, sınır güvenliği ve bölgesel diplomasi için bir kesişim noktasıdır.
Mısır, Gazzelilerin zorunlu bir şekilde Sina Yarımadası’na yerleştirilmesine karşıdır. Böyle bir durumun Mısır’ın ulusal güvenliğinin ciddi biçimde etkilenmesine yol açabileceğini düşünmektedir. Mısır açısından Gazze’den Sina’ya kitlesel göç hareketi, sınır bölgesinde uzun süreli demografik sorunlar ve güvenlik sorunları oluştururken, Filistinliler için belki geri dönüşü unutacakları bir senaryo ile karşı karşıya gelmeleri durumu yaşanabilir. Bu nedenle Mısır’ın Gazze politikasında daha çok kalıcı çözümler vardır.
İnsani yardımlar, Mısır’ın Gazze politikası içinde önemli bir yer kaplamaktadır. Gazze’deki çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Mısır, insani yardım malzemelerinin bölgeye ulaştırılmasında ve yaralı Filistinlilerin tedavi amacıyla Mısır’a tahliye edilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Özellikle Sina’daki El-Ariş bölgesi, Gazze’ye gönderilecek yardım malzemelerinin toplandığı ve bölgeye ulaştırılmadan önce organize edildiği önemli merkezlerden biri hâline gelmiştir. Mısır, bazı dönemlerde askerî faaliyetler sebebi yüzünden yardımların Gazze’ye ulaştırılmasında kısıtlamalar yaşayabilmektedir. Mısır açısından insani yardım faaliyetleri yalnızca Filistinlilere yönelik bir destek politikası değil, aynı zamanda Kahire’nin bölgesel diplomatik konumunu ve arabulucu rolünü güçlendiren bir araç niteliğindedir. Bu nedenle Mısır, bir yandan Gazze’deki insani krizin hafifletilmesine katkı sağlamaya çalışırken diğer yandan bölgedeki siyasi etkisini korumaktadır.
Mısır’ın Gazze politikasında önemli bir rolü de arabuluculuk rolüdür. Mısır’ın temasta olduğu ülkeler arasında İsrail, ABD ve Filistin olduğu için Gazze krizinde farklı taraflarla doğrudan temas kurabilen önemli bölgesel aktörlerden biridir. Mısır, ateşkes görüşmeleri, esir ve rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardımın ulaştırılması gibi konularda diplomatik girişimlerde bulunmaktadır. Mısır’ın bu konumu Gazze krizinin çözümünde söz sahibi olma imkânı sağlamakla beraber Orta Doğu’daki diplomatik ve bölgesel aktör kimliğini koruma fırsatı sunmaktadır. Bu nedenle Kahire’nin Gazze politikasında arabuluculuk, hem çatışmanın kontrol altına alınmasına yönelik bir diplomasi aracı hem de Mısır’ın bölgesel nüfuzunu sürdürme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Mısır’ın Gazze politikasının anlaşılabilmesi için İsrail ile ilişkilerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Mısır, 1979 yılında İsrail ile barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi olmuş ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler günümüze kadar devam etmiştir. Bu durum, Kahire’ye Gazze krizinde İsrail ile doğrudan iletişim kurabilme ve arabuluculuk yapabilme imkânı sağlamaktadır. Ancak Mısır bir yandan İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını eleştirirken diğer yandan İsrail ile ilişkilerini tamamen koparmak istemiyor. Çünkü sınır güvenliği, Sina’nın istikrarı ve Gazze’deki gelişmelerin kontrol altında tutulması açısından İsrail ile iletişim kanallarının açık kalması Mısır için önemli. Bu nedenle Mısır’ın İsrail politikasında bir denge kurmaya çalıştığı söylenebilir.
ABD de Mısır’ın Gazze politikasında önemli bir yere sahiptir. Mısır’ın ABD ile yakın ilişkileri, Gazze konusunda Washington ile iletişim kurmasını ve farklı taraflar arasında arabuluculuk yapmasını kolaylaştırmaktadır. Ancak Mısır burada da bir denge kurmaya çalışmaktadır. Bir yandan Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine karşı çıkarken diğer yandan ABD ile olan stratejik ilişkilerini korumaktadır. Bu nedenle Gazze meselesi, Mısır için hem Filistin politikası hem de ABD ile ilişkilerini sürdürme açısından önemli bir konu hâline gelmiştir.
Mısır’ın Gazze politikası ilk bakışta çelişkili görünebilir. Bir yandan Filistinlileri destekliyor, zorla yerinden edilmelerine karşı çıkıyor ve Gazze’ye yardım ulaştırılmasını savunuyor; diğer yandan İsrail ve ABD ile ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Ancak bu durum tamamen bir çelişki olarak görülmemeli. Mısır aslında Filistin’e desteği ile kendi siyasi ve güvenlik çıkarları arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Bu da Gazze politikasını daha çok bir denge politikası hâline getiriyor.
Sonuç olarak Mısır’ın Gazze politikası, insani kaygılar ile ulusal ve bölgesel çıkarların birlikte şekillendirdiği çok boyutlu bir politika olarak değerlendirilebilir. Kahire’nin Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine karşı çıkması ve Gazze’ye yönelik insani desteği sürdürmesi, Filistin meselesine verdiği önemi gösterirken, İsrail ve ABD ile ilişkilerini koruması ise kendi stratejik çıkarlarını gözettiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle Mısır’ın politikası bir çelişkiden ziyade bölgedeki değişen dengeler karşısında farklı çıkarları bir arada yönetmeye yönelik pragmatik bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Fotoğraf: Gemini