Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Fransa’nın Bıraktığı Boşlukta Türkiye: Sahel’de Yükselen Yeni Bir Nüfuz Denklemi

Fransa’nın Bıraktığı Boşlukta Türkiye: Sahel’de Yükselen Yeni Bir Nüfuz Denklemi

Halenaz EKMEKÇİLER

Araştırmacı

Giriş: Çöken Düzen, Açılan Kapı

Sahel, son beş yılda Batılı aktörlerin bölgedeki konumunun hızla zayıfladığı bir döneme sahne oldu. Mali (2020-2021), Burkina Faso (2022) ve Nijer’de (2023) ardı ardına gerçekleşen darbelerin ardından iş başına gelen ve kendini “egemenlikçi” olarak tanımlayan askerî yönetimler, Fransa’nın Barkhane operasyonunun bölgeden çekilmesini sağladı ve ABD’yi Niamey’deki askerî üssünü terk etmeye yöneltti. Üç ülke, Fransa merkezli bölgesel yapılardan (G5 Sahel dâhil) çekildi, 2023’te Sahel Devletleri İttifakı (AES)’nı kurdu ve Ocak 2025’te ECOWAS’tan ayrılışını yürürlüğe koydu. Ortaya çıkan güvenlik ve nüfuz boşluğu, kısa sürede yeni aktörlerin yarıştığı bir alana dönüştü. Rusya’nın Africa Corps’u askerî sahada öne çıkarken Türkiye, silah, kaynak ve kalkınma diplomasisini birleştiren çok katmanlı bir yaklaşımla bölgenin dikkat çeken yeni ortaklarından biri hâline geldi. Bu analiz, Türkiye‘nin Sahel açılımını farklı boyutlarıyla ele almakta ve bu açılımın Türk dış politikası için taşıdığı fırsat ve riskleri değerlendirmektedir.

İHA Diplomasisi

Türkiye’nin bölgeye girişinin en belirgin aracı silahlı insansız hava araçları oldu. 2022’den itibaren Burkina Faso, Mali ve Nijer, Bayraktar TB2’leri envanterine kattı; ilerleyen dönemde Akıncı, Aksungur ve Karayel-SU gibi daha yüksek kapasiteli platformlar da eklendi. Atlantic Council’ın değerlendirmesine göre 2022’den bu yana bu ülkelere onlarca savunma sevkiyatı yapıldı ve Türkiye, ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Afrika Stratejik Çalışmalar Merkezi’nin tespitiyle kıta için başlıca muharip İHA tedarikçisi konumuna yükseldi. Bu platformların erişilebilir maliyeti ve saha performansı, TB2’nin bölgede yaygınlaşarak sıklıkla AK-47’ye benzetilmesine yol açtı.

Bu tercihin arkasında teknik etkenlerin yanı sıra siyasi bir denklem bulunuyor. Darbelerin ardından Batılı başkentler savunma yardımını dondurup yedek parça ve eğitim akışını kısıtlarken Ankara, hızlı ve daha az koşula bağlı tedarik sağlayabilen bir ortak olarak öne çıktı. Böylece Türkiye, NATO müttefiklerinin geri çekildiği bir sahada savunma sanayisi ihracatını bir dış politika aracına dönüştürdü.

Uranyum, Madencilik ve Nükleer Denklem

Türkiye’nin Sahel hamlesini bir silah pazarından ayıran unsur, kaynak diplomasisidir. Nijer, dünyanın önde gelen uranyum üreticilerinden biri konumundadır. Cunta yönetiminin Fransız Orano ve Kanadalı firmaların madencilik haklarını iptal etmesiyle ortaya çıkan boşluk, Ankara için yeni bir alan açtı. Temmuz 2024’te Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın yer aldığı üst düzey bir heyet Niamey’i ziyaret etti; enerji, madencilik, istihbarat ve savunmayı kapsayan bir iş birliği çerçevesi üzerinde anlaşıldı. Ekim 2024’te iki ülke, Türk şirketlerinin Nijer’de arama ve işletme faaliyeti yürütmesinin önünü açan bir madencilik mutabakat muhtırası imzaladı (Bloomberg, Anadolu Ajansı).

Bu adımın Türkiye’nin büyüyen nükleer enerji programıyla ve uzun vadeli yakıt tedariki arayışıyla ilişkilendirilmesi, açılıma stratejik bir boyut katıyor. Enerji güvenliği ile dış politikanın kesiştiği bu zeminde Ankara, ham madde erişimini ve bölgesel nüfuzu aynı hamlede hedefliyor.

Kurumsal Ayak İzi ve Yumuşak Güç

Türkiye’nin bölgedeki varlığı askerî ve ekonomik boyutla sınırlı değildir. Ankara’nın Afrika açılımının bilinen araçları, yani büyükelçilik ağının genişletilmesi, Türk Hava Yolları’nın doğrudan uçuşları, TİKA ve Türk Kızılay’ın gıda güvenliği ile eğitim odaklı yardımları ve Diyanet üzerinden yürütülen dinî-kültürel diplomasi, Sahel’de de devrededir. Burkina Faso örneği bu çeşitliliği özetliyor. 2012’de açılan Ouagadougou Büyükelçiliği, İstanbul’a düzenli seferler, TİKA yardımları ve Mayıs 2025’te imzalanan siyasi istişare mekanizması, ticaretten savunmaya, eğitimden sağlığa uzanan bir ilişki ağı oluşturdu. Türkiye ile Mali arasındaki ticaretin yaklaşık yirmi yılda 5 milyon dolardan 165 milyon dolara çıkması da bu ekonomik derinleşmenin bir göstergesidir (Atlantic Council).

Bazı değerlendirmeler bu varlığın istihbari bir boyut taşıdığını öne sürüyor. Nordic Monitor’ün iddiasına göre MİT, Nijer’i Afrika geneline yönelik bir operasyon merkezi olarak konumlandırmaktadır. Bu iddianın doğrulanması güç olsa da Türkiye’nin bölgeye güvenlik, ekonomi, kalkınma ve kültürü birlikte kullanan bütüncül bir yaklaşımla girdiği görülüyor.

Tırmanan Güvenlik Krizi

Türkiye’nin bölgedeki konumunu sınayan en önemli gelişme, 2026 boyunca ağırlaşan güvenlik krizi oldu. El Kaide bağlantılı JNIM, 2026 başında Bamako’nun yakıt tedarikini abluka altına aldı ve Nisan 2026’da Tuareg gruplarla eşgüdümlü biçimde Mali genelinde saldırılar düzenledi. Bu saldırılarda Mali Savunma Bakanı Sadio Camara, başkent Bamako yakınlarındaki Kati’de konutuna yapılan baskında hayatını kaybetti. Haziran 2026’da JNIM’in Niamey Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırıda otuzdan fazla asker ve sivil öldü. Aynı dönemde JNIM ve Tuareg isyancıların başlattığı taarruz, Rusya’nın Africa Corps unsurlarını kuzey Mali’deki mevzilerinden geçici olarak geri çekilmeye zorladı.

Bu tablo çift yönlü bir etki doğuruyor. Bir yandan derinleşen istikrarsızlık, Türk platformlarının ve yatırımlarının işlediği ortamı doğrudan riske atıyor. Öte yandan Rusya’nın sahadaki zorlanması, güvenlik ortağı arayan yönetimler nezdinde Türkiye’nin görece cazibesini artırabilir. Bu arada ABD’nin diplomatik ziyaretler ve pragmatik güvenlik iş birliği önerileriyle üç ülkeye yeniden yaklaşma çabası, AES devletlerinin Cezayir ile ilişkilerini onarma girişimleriyle birleştiğinde, bölgedeki ortaklık denkleminin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.

Stratejik Muhasebe: Fırsatlar ve Riskler

Sahel açılımı Türkiye’ye somut kazanımlar sunuyor: Batılı aktörlerin geri çekildiği bir coğrafyada erken konumlanma, savunma sanayisi için yeni ve büyüyen bir pazar, kritik ham maddelere erişim ve Türk dünyası ekseninin ötesine uzanan diplomatik derinlik. Bununla birlikte açılım, göz ardı edilemeyecek riskler de barındırıyor.

Birincisi, ortakların meşruiyet ve istikrar kırılganlığıdır. Türkiye’nin muhatapları, uluslararası tanınırlığı tartışmalı askerî yönetimlerdir. Bu yönetimlerin istikrarsızlığı, yatırımların ve nüfuzun sürdürülebilirliğini zayıflatabilir. İkincisi, 2026’daki tırmanışın gösterdiği gibi bölgedeki cihatçı çatışmanın derinliği, Türk platformlarının katkısına rağmen istikrarın kısa vadede sağlanmasını güçleştiriyor. Üçüncüsü, Rusya ile rekabet özellikle uranyum ve altın alanında Rosatom’un aktif konumlanmasıyla Ankara’nın manevra alanını sınırlıyor. Dördüncüsü, bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin, müttefiklerinin dışlandığı yönetimlerle kurduğu yakınlık, Batı ile ilişkilerde sürtünme kaynağı olabilir.

Sonuç

Türkiye’nin Sahel açılımı, Türk dış politikasının son on yılda edindiği araç çeşitliliğinin yoğunlaşmış bir örneğidir; savunma sanayisi, kaynak diplomasisi, kalkınma yardımı ve kültürel nüfuz eşzamanlı biçimde kullanılmaktadır. Ankara, Batılı aktörlerin geri çekildiği bir boşlukta görece düşük maliyetle görünürlük elde etmiş ve kısa vadede stratejik ve ekonomik kazanım sağlamıştır. Ancak 2026’nın seyri, bu kazanımın kırılganlığını da ortaya koydu. Açılımın kalıcılığı, bölgedeki güvenlik krizinin gidişatına, rakip güçlerle rekabetin seyrine ve Ankara’nın Batı ile ilişkilerini yönetme becerisine bağlı olacaktır. Sahel, Türkiye için hem fırsatın hem de kapasite sınırlarının test edildiği bir alan olmayı sürdürüyor.

Kaynakça

Atlantic Council (AfricaSource), “The Sahel is pivoting toward Turkey: what that means for Washington”, 2025 (atlanticcouncil.org)

Atlantic Council, “Why Ankara’s rising power in the Sahel could benefit the West”, Kasım 2025 (atlanticcouncil.org)

Amani Africa, “Update on the situation in the Sahel” (AU Barış ve Güvenlik Konseyi oturumu), Ağustos 2026 (amaniafrica-et.org)

Al Jazeera, “Nigeria and the Sahel: A growing security divide”, Ağustos 2026 (aljazeera.com)

CFR Global Conflict Tracker, “Violent Extremism in the Sahel”, 2026 güncellemesi (cfr.org)

The Africa Report, “In the Sahel, alliances with Türkiye, China, Russia take the place of France”, 2026 (theafricareport.com)

Egmont Institute, “Stepping up Engagement in the Sahel: Russia, China, Turkey and the Gulf States”, 2025 (egmontinstitute.be)

Bloomberg / Mining.com, “Turkey eyes Niger mining projects amid competition for uranium”, Ekim 2024 (bloomberg.com; mining.com)

Anadolu Ajansı, “Türkiye, Niger sign memorandum of understanding for cooperation in mining”, 2024 (aa.com.tr)

Middle East Monitor, “Türkiye, Niger agree to enhance energy, defence cooperation”, Temmuz 2024 (middleeastmonitor.com)

Nordic Monitor, “Turkish intelligence has established an operations hub in Niger”, Ocak 2025 (nordicmonitor.com)

Clingendael Institute, Policy Brief: Unravelling Turkish Involvement in the Sahel, 2023 (clingendael.org)

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün