Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > KAAN’ın İlk Seferi: Endonezya Anlaşması ve Türkiye’nin Asya-Pasifik’e Açılan Savunma Kapısı

KAAN’ın İlk Seferi: Endonezya Anlaşması ve Türkiye’nin Asya-Pasifik’e Açılan Savunma Kapısı

Halenaz EKMEKÇİLER

Araştırmacı

Giriş

Türk savunma sanayisi, son yirmi yılda insansız hava araçlarıyla kazandığı ivmeyi muharip uçak alanına taşıma girişiminde önemli bir eşiğe ulaştı. Haziran 2025’te Türkiye ile Endonezya arasında imzalanan hükûmetler arası çerçeve anlaşması ve Temmuz 2025’te İstanbul’daki IDEF 2025 fuarında imzalanan uygulama sözleşmesiyle, Ankara beşinci nesil millî muharip uçağı KAAN’ı 48 adetlik bir paketle Endonezya’ya ihraç etme sürecini başlattı. Türk yetkililerce Cumhuriyet tarihinin en büyük savunma ihracatı olarak nitelenen anlaşma, aynı zamanda KAAN’ın ilk ihracat siparişidir. Anlaşmanın ekonomik boyutu kadar dış politika boyutu da dikkat çekicidir. Türkiye açısından Endonezya, Asya-Pasifik’te savunma temelli bir ilişki ağı kurmanın önemli bir durağını temsil etmektedir. Bu analiz, Endonezya anlaşmasını ölçeği, ardındaki mantık ve barındırdığı yapısal belirsizlikler üzerinden değerlendirmektedir.

Anlaşmanın Çerçevesi ve Ölçeği

Anlaşma, tek seferlik bir satıştan çok, aşamalı bir sürece dayanıyor. TUSAŞ yönetiminin açıklamalarına göre süreç üç aşamalı olarak kurgulandı: İlk aşama, 2025’te imzalanan çerçeve ve uygulama sözleşmeleriyle tamamlanırken ikinci ve üçüncü aşamaların 2026 içinde imzalanması bekleniyor. Basına yansıyan tahminlere göre paketin değeri yaklaşık 10 milyar dolar. Teslimatların ise 2032 civarında başlayarak on yıla yayılan bir takvimle sürmesi öngörülüyor. Cakarta, alımı finanse etmek üzere Nisan 2026’da bir dış kredi düzenlemesi imzaladı.

Sözleşmenin merkezinde uçak teslimatının ötesinde bir unsur bulunuyor: Mühendislik, üretim ve teknoloji paylaşımını kapsayan iş birliği ile Endonezya’da yerel bir montaj ve bakım altyapısının kurulması. Kendi savunma sanayisini geliştirmeyi hedefleyen bir ülke için bu yön, hazır platform satın almaktan ayrışan bir değer taşıyor. Pakete iki İstif sınıfı firkateynin de eklenmesi, ilişkinin kara-hava-deniz eksenine yayılan kapsamını gösteriyor.

Neden Endonezya?

Endonezya, dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesi ve Güneydoğu Asya’nın yükselen orta güçlerinden biri olarak, bağlantısızlık geleneğine dayanan çok yönlü bir savunma tedarik siyaseti izliyor. Cakarta, tedarik kaynaklarını bilinçli biçimde çeşitlendiriyor: Fransa’dan 42 Rafale sipariş etti, Haziran 2026’da Güney Kore ile yürüttüğü KF-21 ortak üretim planından çekilerek doğrudan alıma yöneldi ve farklı platformlar için görüşmeler yürütmeye devam ediyor.

Bu “riskten korunma” (hedging) stratejisinde Türkiye, iki nedenle öne çıkıyor. Birincisi teknoloji transferidir. Anlaşma, uçakların yerelde montajı ve bakımı ile Endonezya’nın sanayi altyapısının programa dâhil edilmesini öngörüyor; bu da tedarikçi seçiminde tek başına fiyatın değil, egemen üretim kapasitesi kazanımının belirleyici olduğunu gösteriyor. İkincisi siyasi zemindir. İki ülke arasındaki yakınlık ve devlet başkanları düzeyinde yürüyen diplomasi, anlaşmaya kurumsal bir çerçeve kazandırdı. Türkiye açısından Endonezya, Güneydoğu Asya’da kalıcı bir savunma iş birliği ağının merkezî halkalarından biri konumundadır.

Yapısal Belirsizlikler

Anlaşmanın önemi kadar gerçekçi bir değerlendirmenin göz önünde tutması gereken belirsizlikler de mevcuttur.

Motor ve bileşen bağımlılığı: KAAN, hâlihazırda ABD menşeli General Electric F110 turbofan motorlarıyla uçuyor. Bu durum, ABD’nin ihracat lisansları üzerinden dolaylı bir söz sahibi olması anlamına geliyor. Nitekim Endonezya, ABD ihracat denetimlerine (ITAR) tabi bileşenlerden arındırılmış ve yerli motorla donatılmış bir KAAN talep ettiğini, böyle bir yapılandırma hazır olana dek beklemeye razı olduğunu bildirmiştir. Bu talep, hem platformun mevcut bağımlılığını hem de alıcının egemenlik önceliğini görünür kılmakta ve teslimat takvimini uzatabilecek bir değişken oluşturmaktadır.

Olgunluk ve zaman riski: KAAN ilk uçuşunu Şubat 2024’te gerçekleştirdi. İkinci prototipin önemli değişikliklerle 2026’da tanıtılması, seri üretimin ise ilerleyen yıllarda başlaması bekleniyor. Söz konusu olan, envanterdeki hazır bir uçak değil, test aşamasındaki bir programa yönelik uzun vadeli bir taahhüttür. Bu da gecikme ve maliyet risklerini gündemde tutuyor.

Finansman ve süreklilik: Endonezya’nın savunma bütçesi görece sınırlı ve ülke, geçmişte KF-21 programında ödeme gecikmeleri yaşamıştı. Anlaşmanın kredi yoluyla finanse edilmesi ve aşamalı yapısı, taahhüdün fiilî teslimata ne ölçüde ve hangi hızla dönüşeceğine dair belirsizliği koruyor.

Türk Dış Politikası Açısından Anlamı

Bu belirsizliklere karşın anlaşma, Türk dış politikası bakımından çok katmanlı bir gelişmedir. Savunma sanayisi, Ankara’nın geleneksel olarak zayıf konumda olduğu Asya-Pasifik’e açılmasında başlıca araçlardan birine dönüşüyor; silah ihracatı, ekonomik ilişki ile diplomatik temas arasında bir köprü işlevi görüyor. Azerbaycan’ın 2023’te programa geliştirici ortak olarak katılması ve Pakistan ile ismi açıklanmayan bir Körfez ülkesinin ilgisi, KAAN’ın bir ortaklık ekseni oluşturma ihtimalini ortaya koyuyor.

Daha geniş bir çerçevede, büyük tedarikçilerin teknoloji paylaşımında çoğu zaman temkinli davrandığı ve satışları çeşitli siyasi koşullarla ilişkilendirebildiği bir pazarda, teknoloji transferini öne çıkaran Türkiye teklifi, egemen üretim kapasitesi arayan orta güçler için bir seçenek sunuyor. Bu yaklaşım, savunma sanayisi kabiliyetini diplomatik nüfuza tahvil etme çabası olarak okunabilir. Öte yandan aynı platformun ABD motoruna olan bağımlılığı, bu “egemenlik” iddiasının ve ihracat esnekliğinin sınırlarını da hatırlatmaktadır.

Sonuç

Endonezya–KAAN anlaşması, Türk savunma sanayisinin ulaştığı düzeyin ve Ankara’nın Asya-Pasifik’e yönelen ilgisinin bir dönüm noktasıdır. Türkiye, henüz operasyonel olmayan bir platformla dahi sınırlı sayıda ülkenin yer aldığı beşinci nesil muharip uçak pazarına aday olarak girmiş ve ihracatı bir dış politika aracı olarak konumlandırmıştır. Bu gelişmenin kalıcılığı üç sınavın sonucuna bağlı olacaktır: Motor ve bileşen bağımlılığının aşılıp aşılamayacağı, programın söz verilen takvim ve maliyetle teslim edilip edilemeyeceği ve Endonezya’nın finansal taahhüdünü sürdürüp sürdüremeyeceği. KAAN’ın ilk seferi, Türkiye için hem bir fırsat hem de icra kapasitesinin sınandığı bir eşik niteliği taşımaktadır. Taahhüdün fiilî teslimata dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki on yılın yakından izlenmesi gereken savunma-diplomasi başlıklarından biri olacaktır.

Kaynakça

Defense News, “Turkey, Indonesia sign multibillion-dollar warplane, frigate deals”, Temmuz 2025 — defensenews.com

Defense News, “Indonesia drops KF-21 co-production plans, eying stock warplanes instead”, Temmuz 2026 — defensenews.com

Türkiye Today, “Türkiye signs historic 48-aircraft KAAN export deal with Indonesia at IDEF 2025”, Temmuz 2025 — turkiyetoday.com

Defense Mirror, “Indonesia to Buy Turkish KAAN Fighter if it is Free of U.S. Components” (TUSAŞ CEO açıklamaları; üç aşamalı yapı), 2026 — defensemirror.com

Militarnyi, “Indonesia to Buy KAAN Fighter Jet Only If Free of U.S. Components”, 2026 — militarnyi.com

Air Data News, “Indonesia Finalizes Deal for 48 Turkish KAAN Fighters”, Temmuz 2025 — airdatanews.com

Defense Security Monitor (Forecast International), “Indonesia’s KAAN Jet Fighter Deal with Turkey: Symbolism or Substance?”, Haziran 2025 — dsm.forecastinternational.com

Overt Defense, “Turkey and Indonesia Sign Deal for 48 KAAN Fifth-Generation Fighter Jets” (GE F110 motoru; montaj ayrıntıları), Ağustos 2025 — overtdefense.com

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün