24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan süreç savaşın Karadeniz’e yayılması, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğin tehlikesinin artması ve ticari boyutlarda gerilemelerle birlikte devam eden bir süreç içerine evrilmiş durumda. Rusya-Ukrayna Savaşı çerçevesinde son dönemde gündemi oldukça meşgul eden konu ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin savaşın sona erdirilmesi noktasındaki baskıları, Trump’ın ateşkes açıklamalarına rağmen Rusya’nın devam eden hava saldırıları ve Ukrayna’nın Rusya’ya petrol rafinelerini hedef alan saldırıların devam etmesi. Bu karmaşık atmosferde 31 Ekim günü Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Türkiye’ye bir ziyarette bulundu.
Bu ziyarette özelikle üstüne düşülmesi gereken konu Karadeniz’de ticari gemilerin hedef alınması, Tahıl Koridoru Anlaşması üzerinde görüşler ve Türkiye’nin buna tepkisi. Ayrıca barış görüşmeleri açısından da Türkiye kritik öneme sahip bir ülke konumunda yer alıyor.
İlk konu açısından değerlendirilme yapıldığında, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği Türkiye açısından kritik öneme sahip; zira Türkiye, Karadeniz’de ticari akışı doğrudan etkileyen gelişmelere karşı iki savaşan ülkeyi de uyarmış ve bu noktada somut adımlarda atmıştı. Diğer yandan Türkiye, Karadeniz güvenliği adına Romanya ve Bulgaristan ile MCM Black Sea yani Karadeniz’de Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturmuştur. Bu çerçevede Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği adına mayın temizleme ve kritik denizaltı altyapılarının korunması koordinasyonu sağlanmıştır. Özellikle son dönemde artan İHA saldırıları sonrası üç ülkenin de koordinasyon birlikteliği daha fazla arttırılmıştır. Ukrayna’ya da bu görüşmede özellikle Karadeniz’de artan İHA saldırılarının yapıcı özelliğinin olmadığı üzerine bir teyit verilmiş olacaktır, çünkü Türkiye’nin net duruşu bu şekildedir.
Karadeniz’de artan saldırılar ayrıca gıda güvenliğini de doğrudan hedef almakta diyebiliriz, zira Ukrayna bilindiği üzere tahıl ambarı bir ülkedir. Ukrayna tek başına dünya buğday ihracatının yüksek çoğunluğunu karşılayan bir ülke, ayrıca mısır ihracatı da bu şekilde. Fakat bu dönemde ihracat rakamları oldukça aşağı seviyelerde seyrediyor. Özellikle Ukrayna limanlarının hedef alınması bu noktada oldukça etkili. Diğer yandan Karadeniz’de güvenli rotalarda, yani Romanya ve Bulgaristan açıklarında dahi İHA saldırıları gerçekleşebiliyor. Bu da ayrıca Türkiye’nin lojistik sorunlar nedeniyle ihtiyacı olan tahıl ithalatını kısıtlayabiliyor. Bugün Zelenski’nin özellikle, “Karadeniz Tahıl Koridoru üzerinde çalışma konusunda mutabık kaldık. Amacımız bu koridorun varlığını sürdürmesini ve etkin bir şekilde işlemesini sağlamaktır.” sözü kritik öneme sahiptir. Zira bu koridor özellikle dünya piyasasında gıda güvenliği için Türkiye’nin başardığı en büyük diplomatik girişimdi. Bunun tekrar hayata geçirilebilmesi büyük bir başarı olacaktır.
Görüşmede özellikle üstünde durulan diğer bir konu ise Ukrayna ile savunma sanayisi iş birliği. Zira bu Ukrayna için savaş şartlarında kritik öneme sahip. Türkiye özellikle bu sene ASELSAN üretimi Korkut anti-dron sistemlerini Ukrayna’ya teslim etmişti. Bu sistemler özellikle Ukrayna’ya yapılan İHA saldırılarına karşı o kadar başarılı oldu ki Ukrayna, bu sistemi almak istemeye devam ediyor. Diğer yandan Ukrayna için ADA sınıfı korvetler inşa ediliyor. Bu noktada Hetman Ivan Mazepa denize indirilmiş, Hetman Ivan Vyhovskyi korveti ise 2027 tarihinde denize indirilecek. Bu projeler Ukrayna’nın donanma kuvveti açısından kritik öneme sahip. Savaşın ilk dönemindeki BAYRAKTAR TB2 yanında Ukrayna ile askerî sistemler, gemi, hava savunma ve ortak üretim hedefleri söz konusu. Bu da doğal bir müttefiklik yaratıyor diyebiliriz. Bu görüşme bu projelerin daha fazla artmasına da zemin hazırlayacaktır.
1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğü giren Serbest Ticaret Anlaşması ise iki ülke açısından önemli bir nokta. Savaşın devam etmesine rağmen Türk şirketler Ukrayna’da ticaretlerini devam ettiriyor ve birçok sektörde öncülük yapıyorlar. Bu noktada bu görüşmede üstünde durulan konulardan biri de bu oldu. Ukrayna’nın Rus saldırıları sonrasında fazlasıyla zarar gören enerji altyapısı Türk şirketlerin öncülüğünde yenilenebilir. Bu noktada savaş devam ederken de Türk şirketleri enerji altyapısının tekrar eski hâline döndürülmesi için de çaba sarf etmeye devam ediyor. Türkiye, özellikle savaşın başından itibaren jeneratör tedariki ve enerji ekipmanlarının tedarikleri noktasında üst düzey çalışma gösteriyor ve göstermeye devam edecektir.
Bir diğer önemli husus ise son dönemde ABD’nin baskıları ile tekrar bir barış görüşmesi diyaloğu oluşturulmaya çalışılıyor. Son dönemde Ukrayna’nın Oleşni bölgesinde bir ateşkes ilan edilmiş ve siviller Belarus’a geçirilmişti fakat saldırılar hâlâ devam ediyor ve savaşın seyri yavaşlama eğilimi göstermiyor diyebiliriz.
Üçlü müzakerelerin konuşulduğu bu dönemde Zelenski’nin ziyaretini şu açıdan da değerlendirmek gereklidir. ABD, Rusya ve Ukrayna üçlü formatında zirvede Avrupa ülkeleri dışlanıyor. Dolayısıyla Ukrayna, bu formata Avrupa’nın dahil olmasını istiyor. Bu noktada da Türkiye de Ukrayna’nın önceliklerinden biri olabilir. Bu formatlarda Ukrayna, yalnız kalacağını ve bir oldu bitti çerçevesinde barışa zorlanacağından çekindiği için format çerçevesinde Türkiye’nin olması Ukrayna açısından önemli olabilir. Bu noktada Zelenski, Rusya’ya karşı Ukrayna’ya verilen desteğin azalmayacağı mesajının iletilmesi gerektiğine inanıyor; yani Rusya’ya taviz verilmeden Ukrayna’nın önceliklerinin de ele alınmasını istiyor diyebiliriz.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Barışa giden yolu açmak için elimizden gelen her türlü gayreti göstermeye hazır olduğumuzu vurgulamak isterim.” sözleri dikkat çekici oldu. Bu önemli, zira savaşın başından itibaren savaşın durdurulmasına en büyük gayreti ve diplomasiyi doğrudan Türkiye üstlenmiştir. Bu noktada Ukrayna, Türkiye için doğal bir müttefiktir diyebiliriz. Barış görüşmelerinde özellikle Ukrayna’nın taleplerinin dikkate alınarak barışın yolunun açılmasının Türkiye açısından da kritik önem sahip olduğunu belirtmemiz gereklidir.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı