Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Çanakkale Muharebeleri Nasıl Okunmalı?

Çanakkale Muharebeleri Nasıl Okunmalı?

İlyas ER – Tarih, Doktorant

Nesrin KALKAN OKUR – Tarih Bilim Uzmanı

Birinci Dünya Savaşı itibariyle dünya askeri tarihinde yaşanan gelişmeler savaş/harp ve muharebe kavramları arasında farklılaşmayı getirmiştir. Muharebe, askerlik mesleğini ve tarihini ilgilendiren bir olgu iken; savaş, geniş kapsamlı, lojistik, askerî sosyoloji, askerî psikoloji, askerî teknoloji, askerî mimarî, grand strateji ve siyaset gibi alanları ve sivil dünyayı da ilgilendiren bir kavram olmuştur. Bu kapsamda “Çanakkale Savaşı” demek yerine “Çanakkale Muharebeleri” demek doğrudur.

Genel olarak kabul gören bir başka yanlış kabul ise Çanakkale’deki muharebelerin kara ve deniz muharebesi olarak ayrılmasıdır. Çanakkale deniz muharebesi yoktur. Çünkü “deniz muharebesi”, karşılıklı iki deniz gücünün çarpışmasıdır. Çanakkale’de donanmayla gelen kuvvete karşı “deniz önleme harekâtı/muharebesi” veya “kıyı savunma harekâtı/muharebesi” yapılmıştır.

57’nci Alay… O dönem 19. Tümen’e bağlı olan 57’nci Alay bir gecede Çanakkale’de şehit olmamış ve sancakları alınmamıştır. Alay komutanı Ağustos 1915’te şehit düşmüştür. Mustafa Kemal Bey ise 57’nci Alay ile 25 Nisan 1915’e kadar muharebelerde kritik hamleler yapmıştır. Yine aynı alaya mensup bazı kahramanlar daha sonra Kurtuluş Savaşı’nda yer almıştır.

Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı top 276 kg ağırlığında değil, 215 kg ağırlıkta Krupp topudur.

Çanakkale Muharebeleri’nde verilen öğünlerde yalnızca üzüm hoşafı/ yarım ekmek bilgisi yanlıştır, karavana yemek bulunmaktadır. İaşe hakkında detaylı okumalar yapmak gerekir.

Çocuk asker yoktur, yetişken asker ve askere alma kanunu vardır. Ayrıca “Hey Onbeşli Onbeşli Tokat Yolları Taşlı…” şeklinde devam eden türkü göbek havası değil, bir ağıttır. Burada kullanılan “hey onbeşli’deki 15’liler, yaşları 15 olan çocukları değil Hicri takvimde 1315 yılında doğan (Miladi: 1897-1898) 18 yaşındaki yetişkin bireyleri kastetmektedir.

Görsel 1: Bu görsel 1915’te Çanakkale’ye giden çocukları değil, 1923 yılı nisan ayında gösteri yürüyüşü yapan çocukları göstermektedir.

Bunları bilmek, öğrenmek Çanakkale Zaferi’nin büyüklüğüne gölge düşürmeyecektir. Sahte kahramanlık hikayelerine odaklanmak zihinleri kirleteceği gibi gerçek kahramanlarımıza yapılacak en büyük ihanet olacaktır. Bu yüzden tarih disiplininin ışığında Çanakkale Zaferi gerçeklere dayalı olarak işlenmelidir.

Çanakkale’deki zaferi anlamak için İstanbul’u anlamamız gerekir. Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’u korumak için iki tahkimat oldukça önemlidir. İstanbul’u kuzeyden Rumeli ve Anadolu Feneri kaleleri korumaktadır. İstanbul’u güneyden koruyan tahkimat ise Çanak’tır. Bugün biz, adı Çanak olan bu kaleye Çanakkale diyoruz. Bu tahkimat ve fener tabyaları düşerse Payitaht olan İstanbul da düşer. Çünkü İstanbul’a ulaşan iki Boğaz’ın dış kilidi buralardır. Bu sebepten dolayı Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslara yardım götüren İngilizlerin Boğazlar ve İstanbul’u ele geçirmesini önlemek için bu kaleyi çok sağlam koruması ve en iyi yığınağı yapması gerektiğini biliyordu. Bunun içinde en iyi cephe Çanakkale’ydi.

Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Dekanı Prof. Dr. Gültekin Yıldız’ın ifadeleri ile “Türkler de tabiat kurallarına tabidir ve savaşmak için onlar da yemek yemek zorundadır.” Peki askerimiz hiç mi açlık yokluk çekmedi? Çekti! Hem de feci bir açlık ama Çanakkale’de değil, Suriye’de Filistin’de, diğer cephelerde. Hatta Medine Müdafi Fahrettin Paşa, aç kalan ordusunu doyurmak için çekirge yedi ve yedirtti. Çanakkale düşerse İstanbul’un düşeceği de bilindiği için en iyi yığınak Çanakkale’ye yapılmıştır. Çanakkale’ye muharip gönderilen askerler dışında muharip çocuk asker yoktur. Oraya giden çocuklar vatan sevgisi ile şahsen inisiyatif alarak gitmiştir. Devlet hiçbir şekilde muharip unsur olarak Çanakkale’ye çocuk göndermemiştir. Savaşın başında zaten yeterli asker sayısı mevcuttu. Genel itibariyle Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı‘nda yaklaşık olarak 3.000.000 askeri silahaltına almıştır.

Gerçek kahramanlarımız ve kahramanlıklarımız:

Görsel 2: Nusret Mayın Gemisi, Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey ve Nusret Mayın gemisi komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey mayınları kıyıya paralel dökerek Avrupalıların çelikten kibrini Boğazın sularına gömmüştür.

Anafartalar Grup Komutanı olan Miralay (günümüzde Albay rütbesine karşılık gelmektedir) Mustafa Kemal, Yarbay iken komuta ettiği 19. İhtiyat Tümeni ile 1915’te inisiyatif alarak 27. Alay hamlesi ile karadan İstanbul’a uzanan İngiliz elini kırmıştır. Conkbayırı’nda, Zirvetepe’de, sonradan ismini burada dökülen kandan alan Kanlısırt’ta İngilizler mağlup edilmiştir.

Çanakkale ile ilgili en güzel sözü kibirli General Hamilton, patlayan binlerce top namlusunun üzerine yamaçtan akarcasına daha çok yürüyen kahraman askere karşı söylemiştir: “Gebe dağlar Türk doğuruyordu…” İşte gerçek kahramanlıklarıyla Çanakkale budur!

Daha burada ifade edilemeyen, halen daha toprağında şarapnel parçaları çıkan nice kahramanlıklar bulunmaktadır. Kibirli İngilizlerin boğaza gömüldüğü yerdir Çanakkale ve tarihi gerçeklerin çarpıtılması ise, İngilizlerin algı yönetimi yaparak yenilgilerini unutturmak istemelerindendir. Türk milleti kendi tarihini gerçekleri ile bildiğinde gerçek kahramanlarını tanıyacaktır.

Harbi Umumi dediğimiz Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’nin önemini bilmek mühimdir. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Kafkas Cephesi, Kanal Cephesi, Irak Cephesi, Çanakkale Cephesi, Hicaz-Asir- Yemen Cephesi, Galiçya, Romanya, Makedonya Cephesi olmak birçok cephede savaşmıştır. Yani bizler bugün Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde Çanakkale Muharebeleri’nde 18 Mart 1915 ve 25 Nisan 1915’te elde edilen zaferleri kutlamakta ve kahramanlarımızı şükranla anmaktayız.

Çanakkale Cephesi’nin açılma nedeni: Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakıp İstanbul’u almak, iç karışıklık içerisinde bulunan Rusya’ya yardım götürmek, askeri teçhizat yardımı yapabilmek, Kafkasya’da Rusya ile çarpışan Türk birliklerinin dikkatini bu yöne çekmektir. Türk birlikleri olası harekâtta Boğaz savunmasını denizden gelebilecek saldırıya karşı dört bölgeye ayırmıştır.

  1. Boğaz’ın Giriş Bölgesi birinci bölge (5’nci Ağır Topçu Alay Komutanı),
  2. Obüs Bölgesi ikinci bölge (Alman Yarbay Verle),
  3. Kepez-Soğanlı Bölgesi ise üçüncü bölge (Kepez: Yüzbaşı Murat, HavuzlarSoğanlı: Binbaşı Hasan),
  4. Çanakkale-Kilitbahir Bölgesi dördüncü bölge (Çanakkale: Yarbay Zeki, Kilitbahir: Binbaşı Kemal) olarak belirlenmiştir.

Olası bir düşman taarruzu halinde III. ve IV. Kolordulara çekilen bir telgraf ile Enver Paşa, hiçbir emir beklemeden orduya takviye yapılacağını bildirmiştir. Cephedeki gelişmelerden önemli olanlarının bazılarına yer verecek olursak;

11 Ağustos 1914’te İngiliz donanması ve Fransız gemilerinin intikali ile oluşturulan “Birleşik Filo” ile Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alınmıştır.

13 Ağustos’ta İngiliz kruvazörlerinin boğazdaki tabyaları “hafif bombardımana” tutması ile bölgede savaş başlamıştır.

27 Eylül 1914’te gönderilen bir telgraf ile Fransız ve İngiliz gemilerinin Boğaz’da dolaşması tehlike yarattığından Çanakkale Boğazı’nın kapatılacağı bildirilmiştir. Çanakkale Boğazı 27 Eylül günü itilaflar tarafından ablukaya alınmıştır.

3 Kasım 1914’te sabah 06.50’te İngiliz bombardımanı başlamıştır. Ertuğrul ve Seddülbahir İngilizler tarafından, Kumkale ve Orhaniye tabyaları Fransızlar tarafından bombalanmıştır.

5 Kasım 1914 tarihinde de İngilizler resmi olarak Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir.

Doğuda ve batıda muhasım devletlerin ilerlemesi sonucu 11 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti hem Ruslara hem de İngilizlere savaş ilan etmiştir.

15 Ocak 1915 tarihinde Boğaz’a girmek isteyen Fransız denizaltısı mayınlara çarparak batmış, Türk birlikleri kurtarabildiği mürettebatın bir kısmını esir almıştır. 28 Şubat 1915’te İtilaflar Kumkale, Orhaniye, Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını bombalamıştır. İngiliz gemisi olan Queen Elizabeth iç bölgeleri bombalamaya devam etmiştir.

Çanakkale Müstahkem Mevzi Komutanı Cevat Paşa, Mayın Grup Kumandanı olan Binbaşı Nazmi Bey’e elde kalan mayınları döşeme emri vermiştir. Mayın döşeme görevi Nusret Mayın Gemisi’nin komutanı olan Yüzbaşı Hakkı Bey’e verilmiştir. Nusret Mayın Gemisi ile mayınlar denize dökülmüş, 18 Mart 1915’te başlayan çatışma ile itilafların birçok gemisi batmıştır. Mayınlara çarpan büyük savaş gemileri ise karaya oturduktan sonra Türk birlikleri tarafından ateş ablukasına alınmıştır. İtilaf Devletleri’ne karşı deniz önleme muharebeleri Cevat Paşa’nın öncülüğünde kazanılmıştır. İtilaf birliklerinin üç zırhlısı ve bir torpido gemisi batırılmıştır.

Kara muharebelerinde ise Gelibolu’ya yapılan İngiliz bombardımanı şiddetle artmıştır. 25 Nisan 1915’te İngilizler ve Anzaklar Gelibolu’ya çıkarma yaparken Fransızlar Kumkale’ye çıkarma yapmıştır. Yarbay Mustafa Kemal 25 Nisan 1915’te Türk birliklerini Kemalyeri üzerinden ileri sürmüştür. Yarbay Mustafa Kemal, Anzak taarruzunu fark edince tümene ileri harekât emri vererek 57. Alay’a: “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.” sözüyle cesaret verici emri bildirmiştir. Yarbay Mustafa Kemal, “cephaneniz yoksa süngünüz var!” sözüyle de Kemalyeri üzerinden düşmana saldırı başlatmıştır.

Savaşta sadece İngiliz ve Fransızlar değil Yeni Zelenda, Avustralya, Afrika-Senegalli Müslümanlar da yer almıştır. Afrika-Senegalli Müslümanlar, Fransızlar tarafından talim görmüş ve gemilere bindirilerek Çanakkale’ye Türklere karşı savaşmaya gönderilmişlerdir.

İtilaflar, hiçbir başarı sağlayamaması sonucunda birliklerini tahliye etmişler ve cephede savaş Osmanlı Devleti’nin üstün başarısıyla sona ermişti. Yaşanan ağır çarpışmalar sonucu iki taraflı olarak ağır kayıplar verilmiştir. 20 Aralık Pazartesi 1915’te son grup olan Anzak askerleri, Anafartalar ve Arıburnu’ndan ayrılmışlardır. Osmanlı arşiv belgelerine göre Osmanlı Devleti Çanakkale Cephesi’nde 211.000 kadar kayıp vermiştir. İtilaf devletlerince Gelibolu Savaşı olarak adlandırılan bu savaşta verilen kayıp sayısı, Avustralya rakamlarına göre şu şekilde bildirilmiştir;

Milliyet Kayıp Ölen
Avustralyalı 26.094 7.594
Yeni Zelanda 7.571 2.431
Britanya İmparatorluğu 171.335 119.696
Fransız 47.000 27.000
Türk 251.309

 

Aziz Şehitlerimize Minnetle…

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün