Geçtiğimiz günlerde Fransa dış politikası adına ciddi bir skandal tekrar ortaya çıktı ve bu ilk ağızdan söylendi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, doğrudan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi adına “tehdit oluşması durumunda yanınızdayız” mesajı verdi. Bu söylem Türkiye-Fransa ilişkilerini derin açmazlara sürüklerken aynı zamanda NATO içerisinde de sorunların oluşmasının en önemli noktalarından birini meydana getirmektedir.
Fransa, Avrupa Birliği içerisinde stratejik özerklik kavramını en çok dile getiren ülkelerden biri ve elinde bulunan askerî gücünü özellikle Fransa’nın sorunlu alan olarak tanımladığı Türkiye-Yunanistan ilişkileri ve GKRY üzerinden kurgulayarak silah satışları gerçekleştiriyor. Fransa Yunanistan ile olan ilişkisini son dönemde stratejik ortaklık seviyesine çıkarmış durumda. Yunanistan dış politikasında önemli nokta olan ve Türkiye’nin askerî olarak denge stratejisi içerisinde kalması adına hem siyasi hem de askerî gücünü artırma çalışmalarında kritik ülkelerden biri Fransa diyebiliriz zira Yunanistan geçtiğimiz sene içerisinde Fransa’dan Rafale uçakları FDI sınıfı fırkateynler, gemi savar füzeleri ve hava-hava füzeleri de aldı ve bu alımlar devam ediyor. Nisan ayı içerisinde ise Fransa ve Yunanistan Savunma ve Güvenlik İş birliği Anlaşmalarını yeniledi işte bu anlaşma çerçevesinde kritik detay söz konusu Fransa Cumhurbaşkanı Macron bu anlaşma neticesinde yer alan “Karşılıklı Savunma” maddesi çerçevesinde sözlerini doğrudan Türkiye’ye iletmiş durumda. Yunanistan bu anlaşmalar ile Doğu Akdeniz’de dengeleri korumaya ve caydırıcılığını artırmaya çalışırken Fransa ise aslında askerî pazarını geliştirmiş oluyor diyebilirim. Burada önemli nokta Türkiye savunma sanayii araçlarının %80’ini iç üretim çerçevesinde dışa bağımlılığını tamamen azaltarak ilerlerken Yunanistan savunma sanayii alanında adeta borçlanarak bir caydırıcılık üretmeye çalışıyor.
Yunanistan’ın dışa bağımlılık oranlarına bakıldığında gelişmiş hava ve deniz teknolojisinde tamamen dışa bağımlı konumda ve Fransa %68 gibi bir rakamla Yunanistan’ı bu konuda en çok besleyen ülke konumunda. Türkiye özellikle son dönemdeki savunma sanayii atılımları ile yüksek yerlilik oranına ulaşırken Yunanistan bunu stratejik bir tehdit olarak görmekte ve bu noktada da kendisini tamamen Fransa gibi ülkelerin yanına atmaktadır.
Fransa ayrıca GKRY ile de ilişkilerini stratejik ortaklık seviyesine çekmiş durumda. Haziran’da planlanan anlaşma çerçevesinde ise Fransız askerlerinin GKRY’de konuşlanması bekleniyor. Fransız askerleri özellikle GKRY içerisinde tamamen harekât serbestisine sahip olacak ve lojistik destek hatları da oluşturulacak. GKRY içerisinde Fransız deniz unsurları için bir deniz üssü modernize edilmesi yanında hava unsurları içinde Baf’ta bulunan bir üs Fransız Hava Kuvvetlerinin hükmüne girmiş olacak. Fransa yapılacak anlaşmalar çerçevesinde GKRY’nin savunma ihtiyaçlarının %85’ini karşılama taahhüdü vermiş olacak. Özellikle Fransa’nın GKRY ile imzalayacağı bu anlaşma Türkiye ve KKTC açısından yok hükmünde zira bu tür bir anlaşma 1960 Garanti Anlaşmalarına tamamen aykırı ayrıca Adada dengeyi bozan bir grafik izlenecek bu da Türkiye açısından oldukça kritik bir konu. Bu çerçevede GKRY’nin imzaladığı bu anlaşmalar doğrudan KKTC’yi tehlike altında bırakıyor zira sadece Fransa değil İsrail ile de anlaşmalar yapıldığı için dış kuvvetlerin adaya yerleşmesi ileride büyük sorunlara sebebiyet verebilir. Fransa ise hem ürettiği silahları sağladığı bir pazarı netleştirirken diğer yandan Türkiye’nin bölgedeki gücüne bir hat çizmiş olmayı hedefliyor.
Türkiye bu çerçevede Avrupa’da bir güvenlik dengesi kapsamında İngiltere ile Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni imzaladı. Daha önce de İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması’nı hayata geçirmişti. Bu anlaşmalar özellikle Fransa’nın Avrupa’da stratejik özerklik ve Fransız gücünü kırması adına özellikle önemlidir. Zira Fransa bu anlaşmaya yeni bir eksen oluşturma çabası olarak bakıyor. Türkiye’nin İngiltere ile güvenlik mekanizması oluşturması Fransa’nın Avrupa Birliği çerçevesini kısıtlayacağı görüşünde diğer yandan İngiltere ile Türkiye ilişkilerinin artması Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin gücünün artmasını ve Yunanistan’a karşı caydırıcılığını daha fazla artmasını beraberinde getirebilir bu Fransa’nın çekindiği konulardan biri konumunda. En önemlisi ise “Yükselen Türkiye” algısı zira Fransız Düşünce Kuruluşu Fondation pour la Recherche Stratégique Türkiye’nin Avrupa’ya olan savunma sanayii ihracatları hakkında detaylı bir rapor hazırladı ve bu raporda dikkat çekilen konu Türkiye’nin Avrupa pazarında payının ABD’yi bile geçtiğini belirtmesi oldu. Bu konu da Fransa’nın korkulu rüyasıdır. Zira Fransa savunma sanayii alanında etkisini tüm Avrupa’ya yaymaya çalışan ülke konumunda ve Türkiye’yi doğrudan bir rakip olarak görmekte diyebilirim.
Sonuç itibarıyla Fransa, Yunanistan ve GKRY ile stratejik ortaklık seviyesine getirdiği ilişkileriyle bir “Avrupa Stratejik Özerkliği” arıyor diyebiliriz. Bu politika doğrudan Türkiye’yi dışarıda bırakan bir Avrupa-Fransa rüyası. Fransa GKRY ile ilişkilerinde hem bir operasyonel merkez elde ediyor, Doğu Akdeniz’de etki alanını genişletiyor bu çerçevede GKRY’yi koruma bahanesi ile Charles de Gaulle gemisini bölgede aktif tutuyor. Fransa’nın amacı özellikle bu bölgede Avrupa etkisini canlandırmak üzerine kurulu fakat hatası Türkiye’yi özellikle Akdeniz’de dışlayarak bunu yapmayı planlıyor. Fransa’nın skandal açıklaması olarak gördüğüm konu ise bu anlaşmalar çerçevesinde hem Yunanistan’ın hem de GKRY’nin savunma talebi olursa desteklenmesidir. Bu noktada Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Türkiye ile ilgili olarak “doğrudan” bir isim vermedik dese de Fransa’nın dış politika hamlesinde Türkiye karşıtlığı, söz konusu bu çerçevede dikkat edilmesi gereken nokta özellikle KKTC’nin korunması olacaktır. Türkiye bu çerçevede KKTC’ye 6 adet F-16 uçağı konumlandırmış durumda ayrıca HİSAR sistemleri konuşlandırılması önemli bir detay Geçit Kale Hava Üssü’nün tam bir donanıma getirilmesi oldukça kritik. İHA üsleri çeşitlendirmeleri ayrıca Türkiye Fransa’ya bir nevi cevap olarak da deniz üssü kurma çalışmaları devam ediyor. Bu askerî tahkimatlar Fransa’nın aksine tamamen hukuka uygun şekilde zira Türkiye bu askerî tahkimatları 1960 Garanti Anlaşmaları çerçevesinde yapıyor. Bu çerçevede Türkiye hızla gelişen savunma sanayii araçlarını adaya daha hızlı şekilde sevk ederek bölgede etkisini daha fazla artıracaktır. Bu Fransa’nın bölgedeki etkisini de aza indirecektir. Yunanistan ile olan noktada ise Türkiye’nin yerli üretim savunma sanayii kapasitesini artırması Yunanistan’ın denge çerçevesinde eşitlemek istediği askerî caydırıcılık kapasitesi Yunanistan’ı ekonomik olarak fazlasıyla yoruyor diyebilirim. Açıklarını dış ülkelerden almaya devam ettikçe bu ekonomik dalgalanması devam edecektir. Fransa’nın bu politikası ise Türkiye ile ilişkilerde nereye baktığını göstermesi açısından kritik bir konu diyebiliriz. Fransa’nın bölgedeki etkisinin azaltılması adına diğer bölge ülkeleriyle de ilişkilerin hızla artırılması, Afrika’da Fransa’nın gücünün sıfıra indirilmesi oldukça kritik. Afrika’da tamamen yerleşecek bir Fransız karşıtlığı hem Türkiye’nin bölgesel gücünü artıracak hem de Fransa’ya bölgede bir darbe vurmuş olacaktır. Afrika’da süreç bu yönde ilerliyor. Bölgesel etki noktasında Türkiye-Fransa ilişkilerinde derin bir rekabetin yanında pragmatik noktalarda sürmeye devam edecektir. Bunlar özellikle Ukrayna konusu, ikili dış ticaret konuları olacaktır. Şunu da söylemek gereklidir ki Avrupa Güvenlik Mimarisi Türkiye olmadan tamamlanamaz ve Fransa’nın Avrupa Stratejik Özerkliği politikası Türkiye dışarıda bırakılarak gerçekleştirilirse bu Avrupa için büyük bir zarar olur. Zira Türkiye’nin hızla gelişen savunma sanayii atağı Avrupa güvenliği içinde bir nefes borusu hele ki askerî modernizasyon açısından hantal kalan Avrupa Birliği için düşünürsek. Bu noktada Türkiye-Yunanistan ilişkilerini ya da GKRY üzerinden Kıbrıs meselesini kışkırtmak Fransa açısından ve aynı zamanda Avrupa açısından oldukça zararlı diyebilirim.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı