Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Türkiye Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması’ndan (AKKA) Çekildi

Türkiye Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması’ndan (AKKA) Çekildi

Mustafa Metin Kaşlılar

TUDPAM Başkan Yardımcısı

Türkiye, 4 Nisan 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararname ile Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) Antlaşmasını yükümlülüklerini durdurma kararı almıştır. Peki bu antlaşma neydi, Türkiye’nin buradaki yükümlülükleri ne idi ve gelecek perspektifi ne olacak? Öncelikle AKKA Antlaşması nedir, onu açıklamak gereklidir. 

AKKA, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması olarak geçen ve 1990 yılında Paris’te imzalanan antlaşmadır. Bu antlaşma Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Varşova Paktı arasında imzalanan bir antlaşma niteliği taşımaktadır. Antlaşma zırhlı muharebe araçları, muharebe tankları, saldırı helikopterleri, savaş uçakları ve topları içeren toplam 5 konvansiyonel silah kategorisinde sayıca indirim, karşılıklı bilgi paylaşımı ve antlaşmaya bağlı devletlerin sınırlamalarını içermektedir. Anlaşmaya taraf ülkeler, anlaşmaların uygulanması ve belirlenen hedeflere ulaşılması sonrası da güvenlik için birlikte çalışmayı taahhüt etmişlerdir. AKKA Antlaşması her iki taraf içinde getirdiği sınırlamalar; muharebe tankları için 40.000, zırhlı muharebe araçları için 60.000, toplar için 40.000, savaş uçakları için 13.600 ve taarruz helikopterleri için ise 4000’dir. Deniz kuvvetleri unsurları ise antlaşmanın dışında bırakılmıştır. Ayrıca kuvvet indirimi süresince adı geçen askerî ekipmanların satışı yasaklanmış ve barışçıl amaçlar için kullanılabilecek hâle getirilmesi amaçlanmıştır. AKKA Antlaşması, süreç boyunca Rusya tarafından revize edilmeye çalışılmıştır. Bunda Rusya’nın gelişen kabiliyetleri ve bölgedeki hâkimiyet düşüncesi önem arz etmekteydi. İlave olarak NATO ülkeleri Rusya konusunda çekinceliydiler. Bu sebeple NATO Doğu Avrupa’da genişleme politikası sürdürdü, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Romanya’da ve Bulgaristan’da askerî mevcudiyetini bu süreçte arttırdı. ABD’nin Füze Kalkanı Savunma Projesi çerçevesinde Polonya’da ve Çekya’da ekstra unsurlar içeren programlar uygulaması Rusya’yı rahatsız etmeye başladı. Rusya, geçen zamanda 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı, Çeçenistan Savaşları, Kafkasya’da kontrol planları, Ukrayna’nın durumu Rusya’ya AKKA Antlaşmasından çekilme için zemin oluşturmuştur. 2015’te ise Rusya, antlaşmadan tamamen çekilmiştir. Bu durum aslında yeni bir silahlanma döneminin de başlangıcını oluşturmuştur. Bu antlaşmanın önemi ise silahsızlanma çabalarının önemli bir ayağını oluşturmasıdır. Fakat özellikle Rusya’nın antlaşmadan çekilmesi, antlaşmanın da öneminin zayıfladığının işaretini oluşturmuştur. 

NATO ise geçtiğimiz sene kasım ayında AKKA Antlaşmasını askıya almıştır. NATO bu süreçte müttefik taraf devletlerin antlaşmaya uyduğu, Rusya’nın ise uymadığı bir durum sürdürülemez diyerek aslında antlaşmasının Batı’ya zarar verdiğini de söylemiştir. İmzacı ülkelerin de bu süreçte katılımları dondurulmuştur. Özellikle Rusya’nın yayılmacı politikaları NATO’nun daha fazla güvenlik anlayışıyla hareket edeceği bir dönemde bu antlaşmanın amacı da sorgulanmıştır. Bundan sonraki süreçte hem NATO hem Rusya büyük ölçüde silahlanmaya devam edecektir. Geçtiğimiz günlerde ise NATO’nun 75.yıl dönümünde Dışişleri Bakanları Toplantısında Ukrayna ve Asya-Pasifik’teki ülke ortaklarıyla yapılan görüşmelerde özellikle Ukrayna’daki durum ve gelişmeler görüşülmüştür. Bu toplantıda AKKA ile ilgili bir görüşmede yapılmış olma ihtimali yüksek durmaktadır. Zira yeni durum Rusya’nın Ukrayna’da durdurulması ve Avrupa ülkelerinin güçlendirilmesi üzerinedir. 

Türkiye ise yayımlanan Resmî Gazete kararnamesi ile AKKA Antlaşmasının yükümlülüklerini durdurma kararı almıştır. Bu süreç zaten geçtiğimiz kasım ayında NATO’nun aldığı kararla örtüşmektedir. Bu antlaşmanın yükümlülüklerini Avrupa Birliği ülkeleri de mümkün olan en kısa sürede durdurma noktasında bir vizyon izleyeceklerdir. Türkiye bu süreçten sonra antlaşmanın yükümlülüklerine uymayacağı için artık konvansiyonel silahlarını konuşlandırdığı yeri diğer taraf devletlere bildirme zorunluluğu ortadan kalkmış ve bu silahlarının sayılarını artık taraf devletlere bildirme yükümlüğünü üstünden atmıştır. Bu antlaşma çevre ülkelerin antlaşmaya taraf olmadığı için güneydoğu bölgesinde uygulanmamaktaydı. Bu süreçten sonra Türkiye dilediği bölgede konvansiyonel silahlarını istediği bölgeye taşıyabilecektir. Aynı zamanda Türkiye, sonuç olarak antlaşma gereği doğan yükümlülüklerin üstünde konvansiyonel silah üretebilecek ve satışını gerçekleştirebilecek. Bu süreçte Türkiye, savunma sanayi yatırımlarını daha da arttıracağı gibi NATO ülkeleri arasındaki dayanışmayı da büyük oranda arttıracaktır.  

 

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün