Giriş
“Millî Teknoloji Hamlesi (MTH)” ile kapsayıcı bir bağlama oturtulan, ulusal boyutta temel kamusal hizmetlerini güçlü bir bilişim ve teknoloji altyapısı ile donatarak birleştirme ve uluslararası sistemde Türkiye’yi teknoloji ve bilgi üreten güçlü bir aktör seviyesine dönüştürme politikası çerçevesinde 2026 yılı kritik bir noktayı simgeliyor. Keza 2026 başında açıklanan Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı diğer programlardan farklı olarak yer yer vurguladığı, önemine değindiği ve geniş yer ayırdığı ulusal teknoloji politikasını devlet stratejisinin merkezine yerleştirerek gerek “Yapay Zekâ (YZ)” tabanlı teknoloji politikalarını gerekse de yine bu minvalde okunacak savunma sanayii hamlelerini “pro-aktif” bir biçimde konumlandırmakta ve güçlü mesajlar içermektedir. Ulusal ölçekteki getirileri orta ve uzun vadeye odaklanan, aynı zamanda güçlü bir paradigma değişimini ifade eden “2026-Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı” bu çalışmada dış politikaya olan etkileri açısından ele alınarak tartışılacaktır.
Ulusal Teknoloji Politikasının Merkezîleşmesi ve Paradigmatik Dönüşüm: 2026-Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı
Giderek yaygınlaşan ve karmaşıklaşan bilgisayar ve ağ teknolojilerinin oluşturduğu “dijital devrimin” bir üst aşamasını simgeleyen “Dördüncü Sanayi Devrimi” kapsamında yapay zekâ (YZ), nesnelerin interneti, büyük veri, otonom sistemler, biyoteknoloji ve arıtılmış gerçeklik gibi dijital teknolojiler karmaşık, entegre ve gelişmiş bir sürece doğru evrilmiş, bu durum haliyle uluslararası sistemi de etkilemeye başlamıştır. Sistemin temel aktörleri olarak devletler/ulus-devletler endüstride ve sosyal hayatın her alanında kapsamlı bir dönüşüme yol açan bu devrim karşısında köklü stratejiler ve politikalar belirlemeye yönelmiş, Türkiye ise “millî teknoloji hamlesini” başlatmıştır. Milli Teknoloji Hamlesi (MTH) kısa ve özet olarak bahse konu gelişmeler bağlamında Türkiye’nin kendi ulusal teknolojisini geliştirerek bunu ekonomik, askeri ve siyasi konumunu güçlendirme hedefinde ve “yerlilik”, “millilik”, “özgünlük” temelinde proaktif bir politika benimsemesidir.[i]
Bu politikanın devlet ve millet hayatındaki rolünün genişletilmesi ve temel kamu hizmetlerinin güncel teknolojik gelişmelere paralel bir biçimde dönüştürülmesini kapsayan ulusal teknoloji politikası; 2023 yılından itibaren artan bir ivmeyle Türkiye’nin teknolojik ve ekonomik bağımsızlığına katkı sunmaya başlamıştır.[ii] 2019 yılında açıklanan “2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi”, Türkiye’nin teknoloji üreten, geliştiren ve bunu dışarıya ihraç ederek uluslararası sistemde etkin bir yer işgal eden kritik aktöre dönüşme sürecinin somutlaşmış hali olarak nitelendirilmiştir. Nitekim bu eylem/strateji belgesi ile sektörel strateji ve yol haritalarında ulusal düzeyde yenilikçi ve yıkıcı teknoloji alanlarında atılacak adımlar belirlenmiştir. Bu öncelikli alanlar ise sırasıyla; 5G ve Ötesi Teknolojiler, Mobilite Araç ve Teknolojileri, Akıllı Yaşam ve Sağlık, Finans ve Ticarette Dijital Dönüşüm, Yapay Zekâ, Uzay ve Yeşil Dönüşüm olarak belirmiştir.[iii]
Bahse konu alanlarda yoğunlaşan yatırımlar ve bu ulusal politikayı Türkiye’nin geleceğinde hâkim bir konuma getirme yönündeki kararlı siyasî irade sayesinde savunmadan sağlığa, eğitimden tarıma, kamu yönetiminden güvenliğe kadar uzanan geniş bir yelpazede başarılı çıktıların alınması mümkün olmuş ve bu durum her geçen yıl Ankara’nın ulusal teknoloji politikasının giderek daha kurumsal, stratejik ve merkezî bir nitelik kazanmasını sağlamıştır.[iv]
Nihayetinde bu kapsamlı çıkarım 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında daha önce olmadığı kadar belirgin bir biçimde yer almıştır. Bu program, yapay zekayı devlet stratejisinin merkezine yerleştirerek kamu yönetiminin ve ulusal idari sistemin bütün alanlarına yayılmış bir teknolojik dönüşümü hayata geçirme amacı benimsemektedir. Dahası söz konusu program, idari, yargısal, bürokratik kısaca kamusal alanın her hücresine nüfuz ederek yapay zekâ temelinde yeni bir devlet mimarisi inşa etmiştir. Programın içeriğine daha yakından baktığımızda özellikle “Sektörel Politikalar” başlığı ve “Bilim, Teknoloji ve Yenilik” alt-başlığı altında Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde bilimsel ve teknolojik gelişim kapasitesinin yeşil ve dijital dönüşümle entegre edilerek rekabet gücünü artırmasının kritik önemde olduğunun altı çizilmiştir.[v] Bu minvalde, nitekim aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere, Ar-Ge insan kaynağının geliştirilmesi ve giderek artan Ar-Ge harcamalarının finansmanına yönelik kaynakların oluşturulması için çalışmaların sürdürüldüğü de belirtilmiştir (Tablo-1).

Tablo-1
T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Ankara, 2025, s. 189. https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2025/10/2026-Yili-Cumhurbaskanligi-Yillik-Programi.pdf Erişim: 24.01.2026
2026 Yıllık Programının genel yapısına bakıldığında Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda ve Türkiye’yi yüksek teknolojili ürün üretimi ve ihracatında lider ülkelerden biri haline getirmeyi hedefleyen “2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi Belgesi” kapsamında ülkemizde dijital dönüşümü gerçekleştirecek yatırımları desteklemeyi ve bu yöndeki politikaları geliştirmeyi en ön sıraya koyduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi, dijital ekonomiye geçişi sağlamakla birlikte Türkiye’nin küresel ekonomide daha rekabetçi ve güçlü bir şekilde yer almasını hedeflemektedir.[vi]
Yapay zekaya dayalı teknolojileri idari işlem ve süreçlerden ekonomik egemenliğe, askeri kapasiteden kurumsal etkinliğe kadar ulusal güç kaynağının temel altyapısı olarak tanımlayan yaklaşımıyla 2026 Yıllık Programının “ulusal teknoloji politikaları” bakımından bugüne kadarki eylem ve strateji belgelerinden önemli ölçüde ayrışarak “paradigmatik bir dönüşümü” temsil ettiğini ifade edebiliriz.[vii] Bu paradigma değişimi yapay zekâ teknolojilerini artık devlet fonksiyonlarının çevresinde değil “merkezinde” tanımlayarak proaktif bir teknoloji politikasının inşa edilmesini sağlamıştır. Stratejik bir dönüşümü ifade eden bu gelişme ulusal teknoloji politikasını her alanda merkezi bir konuma alarak geleceğe yönelik adımların ve küresel rekabetteki hamlelerin şekillenmesine de imkân tanımaktadır.
2026 Programının Savunma Sanayii ve Türk Dış Politikası Açısından Önemi
Teknolojik yatırımların artması ve Türkiye’nin bu hususta öne çıkardığı alanların başında hiç şüphesiz savunma sanayiine yönelik girişimler gelmektedir. Özellikle MTH kapsamında Türk savunma sanayii ekosistemi büyük bir dönüşüm geçirmiş, Ar-Ge harcamalarının ve bu alandaki projelerin sayısının artmasına bağlı olarak 2024 itibarıyla savunma ürünlerinde %81,3 oranında bir “yerlilik” sağlanmıştır. Keza 2022 yılında ise ABD merkezli “Defense News” tarafından yayınlanan dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketinin yer aldığı “Defense News Top 100” listesine Türkiye’den ASELSAN, TUSAŞ ve ROKETSAN sırasıyla 49, 67 ve 86. Sıralardan girmeyi başarmıştır. Ancak MTH kapsamında gerçekleştirilen en önemli savunma sanayii atılımı ihracattaki rakamlara yansıyan başarı oranları ile kendini göstermiştir. Türkiye’nin insansız hava aracı (İHA) sistemlerine, zırhlı kara araçlarına ve diğer muharebe ürünlerine yönelik artan küresel ilgi ülkemizin dünya savunma sanayii ihracatındaki payının artmasını sağlamıştır. Ankara’nın son yıllarda giderek artan savunma sanayii ürünlerinin üretimi ve ihracındaki başarısı doğrudan bu sektörde uluslararası bir aktör haline gelmesini sağlamıştır.[viii]
2026-Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı da ulusal teknoloji politikaları kapsamında Savunma Sanayiine özel bir başlık açmış ve MTH’nin lokomotif sektörlerinden biri olan ulusal savunma sanayiine dair projeler yürütülürken Türkiye’nin “küresel güç” vizyonu doğrultusunda savunma sanayii ekosistemini dışa bağımlılığı asgari seviyeye indirecek şekilde güçlendirmek gayesiyle hareket edildiği ifade edilmiştir.[ix] 2024 yılı itibarıyla süreci devam edenlerle birlikte proje hacmi 100 milyar doları geçen savunma sanayii aşağıdaki tablodan da (Tablo-2) incelenebileceği üzere giderek büyüyen bir ekonomik ve/veya teknolojik sektör olarak öne çıkarken yine bu sektördeki teknolojinin sivil alana da transferini sağlamak üzere “Yetenek Envanteri Projesi (YETEN)” sistemi e-Devlet üzerinden hayata geçirilmiş ve toplam 3.868 firma tarafından kullanılması sağlanmıştır.

Tablo-2
T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Ankara, 2025, s. 165. https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2025/10/2026-Yili-Cumhurbaskanligi-Yillik-Programi.pdf Erişim: 24.01.2026
Devletlerin uluslararası siteme etkin müdahalesinin kapasite ve sınırlılıklarını çizen en önemli ulusal güç kaynaklarından biri de “ekonomik” ve “askeri güç” kapasitesidir.[x] Türkiye’nin son yıllarda Afrika’dan Avrupa’ya Ortadoğu’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafi ölçekte ürünleri rağbet gören ve çeşitli iş birliği anlaşmalarına konu alan savunma sanayii ekosistemindeki başarısı şüphesiz ekonomik ve askeri kapasitesini de önemli ölçüde artırarak onu uluslararası sistemde yükselen bir güç olarak konumlandırmaktadır.[xi] Bu bakımdan ulusal güç kaynaklarını ekonomik, askeri ve teknolojik kapasitesindeki gelişmeler ile besleyerek büyüten Ankara hem bölgesinde hem de uluslararası sistemde etkin ve caydırıcı bir aktör olarak tanımlanmaktadır. Askeri, teknolojik ve ekonomik bağımsızlık gibi kritik alanlarda oyun değiştirici hamleler yapabilen Türkiye, mevcut ulusal kapasitesi ile bölgesinde kritik jeopolitik manevralarda bulunmakta ve çeşitli kriz bölgelerinde “çatışma-çözücü” bir diplomatik rol üstlenebilmektedir. Bu durum dış politikaya “esnek” hareket etme kabiliyeti kazandırırken çeşitli pazarlık süreçlerinde de Türkiye’nin elini güçlendirmektedir. Günümüzde piyasa için “kritik” ve “yüksek-teknolojili (hi-tech)” ürünler üretme kapasitesine erişen Türkiye’nin başarısı çeşitli çevrelerin dikkatini çekerken bu durumun yine bahse konu çevrelerce çeşitli platformlarda ifade edilmesi deyim yerindeyse dış politika alanında Türkiye’nin “yıldızının parlamasına” olanak veren gelişmeler olarak nitelendirilmektedir. Bu kapsamda söz gelimi “Tarihin Sonu” teziyle tanınan dünyaca ünlü siyaset bilimci ve yazar Francis Fukuyama’nın Türkiye’nin ürettiği İHA’ların başarısından söz etmesi[xii] veya NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerinden etkilendiğini belirtmesi[xiii] Türkiye’nin bu alandaki başarılarının bariz bir yansıması olarak okunmuştur.
Kısaca MTH kapsamında başarı grafiği giderek yükselen savunma sanayiine yönelik yatırımların ve Ar-Ge çalışmalarının 2026 Cumhurbaşkanlığı Programında özel bir önem verilerek ayrı bir bölümde incelenmesi ve “kritik” olarak değerlendirilmesi Türkiye’nin bu alandaki atılımının giderek genişleyeceğinin önemli bir işareti sayılmaktadır. Keza bu kapsamda devlet mimarisinin merkezine alınan Yapay Zekâ teknolojilerinin diğer ulusal teknoloji politikası bileşenleri olan otonom sistemler, yeşil dönüşüm, 5G gibi alanlarla birlikte Türk savunma sanayiine entegre edildiğinin programda belirtilmesi bahse konu alandaki küresel rekabette tamamlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı Türk dış politikasına geniş bir jeopolitik manevra kabiliyeti ile beraber uluslararası sistemde önemli bir güç ve aktör statüsü kazandıran savunma sanayii yatırımları başta olmak üzere diğer ulusal teknoloji politikalarına verilen önemin yinelendiği ve merkezileştirildiği bir program olarak konumlanmaktadır.
Sonuç
Uluslararası sistemin giderek artan ve derinleşen güvenlik problemleri yanında ABD-Çin merkezli “yeni soğuk savaş” ve “organik krize” kilitlendiği günümüzde ekonomik açıdan kendi kendine yeterliliğin yanı sıra askeri ve teknolojik kapasitenin inşası da sistemdeki risklerin bertarafı ve caydırıcılık bakımından büyük önem taşımaktadır. Dünyanın tekrar Soğuk Savaşı andıran bir atmosfere bürünmesi, AB üyesi ülkelerin Washington rüyasından uyanarak 2. Dünya Savaşı sonrası dönemden beri ilk kez askeri harcamaları artırmaya başlamaları ve zorunlu askerlik uygulamalarına dönmeleri sistemde bariz bir kırılmayla beraber önemli bir eşik olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin sistemdeki riskleri önceden görerek ulusal güç kaynaklarını artırmaya koyulması ve geçmişteki acı deneyimler üzerine yerli ve milli bir ulusal savunma sanayii ekosistemi inşa etmeye yönelmesi günümüzdeki tablonun ortaya çıkmasını sağlamış ve MTH kapsamında giderek artan başarı grafiği Türkiye’yi bölgesel ve küresel aktörlerin kapısında müşteri olduğu kritik önemde bir aktör seviyesine yükseltmiştir.
2026 yılının hemen başında ilan edilen Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı ise savunma sanayiini de içeren ulusal teknoloji politikasını devlet mimarisinin merkezine yerleştirerek stratejik bir dönüşüme start vermiştir. Yapay Zekâ destekli ulusal teknolojilerin devlet ve millet hayatının her alanındaki politikalarda birincil sıraya yükseltilmesi ve bu alanda paradigmatik bir dönüşümü hayata geçirmesi haliyle dış politikaya da önemli yansımalar içermektedir. Bunun yanında bölgesel ve küresel arenada geniş bir ölçeğe yayılan ülkeler grubuna savunma sanayii ve muharebe ürünleri ihraç eden Türkiye’nin dış ticaret hacminin genişlemesi ekonomik kapasite ve ekonomik bağımsızlık üzerinde de pozitif etkilerde bulunacak ve ülkemizin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisinden biri olma hedefine de hizmet edecektir. Türkiye’nin bölgesel ve küresel politikadaki rekabet gücünü artıracak, esnek bir dış politika gündemine izin verecek, proaktif ve caydırıcı bir aktör konumuna katkı sunacak savunma sanayii teknolojisindeki gelişmeler küresel ve bölgesel aktörlerin birbirleri aleyhine çeşitli coğrafi bölgelerde yürüttüğü jeopolitik güç mücadelelerinde ve teknolojik yarışta Ankara’yı avantajlı bir konuma yükseltirken her geçen gün “küresel güç” profiline de biraz daha yakınlaştıracaktır.
Kaynakça
[i] Gloria Shkurti Özdemir ve Ferhat Pirinççi, “Milli Teknoloji Hamlesi: İlkeler, Araçlar ve Amaçlar”, Türkiye’nin İstiklali: Milli Teknoloji Hamlesi, (ed.) Burhanettin Duran, Ferhat Pirinççi ve Gloria Shkurti Özdemir, İstanbul, SETA Yayınları, 2023, s. 15.
[ii] Bu tarihte T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan/yayınlanan MTH kavramı ekseninde temel öncelikler, ilkeler ve araçlar oluşturulmuştur. “2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi” https://www.sanayi.gov.tr/assets/pdf/SanayiStratejiBelgesi2023.pdf Erişim: 24.01.2026
[iii] Mehmet Fatih Kacır, “2000’li Yıllar: Milli Teknoloji Hamlesi ve Gelecek Perspektifi”, Milli Teknoloji Hamlesi: Toplumsal Yansımaları ve Türkiye’nin Geleceği, (ed.) Mehmet Fatih Kacır, Muzaffer Şeker, Mürsel Doğrul Ankara: TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) Yayınları, 2022, ss. 27-47.
[iv] Gloria Sh. Özdemir, “2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı: Savunma ve Ulusal Teknoloji Politikasında Stratejik Bir Yön Değişimi”, Kriter, Yıl: 10, Sayı: 107, (Aralık-2025), s.87.
[v] T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Ankara, 2025, s. 187. https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2025/10/2026-Yili-Cumhurbaskanligi-Yillik-Programi.pdf Erişim: 24.01.2026
[vi] T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, s. 113.
[vii] Gloria Sh. Özdemir, “2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı: Savunma ve Ulusal Teknoloji Politikasında Stratejik Bir Yön Değişimi”, s. 89.
[viii] Rıfat Öncel, “Milli Teknoloji Hamlesi ve Türk Savunma Sanayii”, Türkiye’nin İstiklali: Milli Teknoloji Hamlesi, (ed.) Burhanettin Duran, Ferhat Pirinççi ve Gloria Shkurti Özdemir, İstanbul, SETA Yayınları, 2023, s. 162-163.
[ix] T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, s. 164.
[x] Tayyar Arı, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika, 17. Baskı, Bursa: Alfa Yayınları, 2017, s. 138.
[xi] Kerem Alkin, “Turkish Defense Industry at the Global Super League”, Politics Today, 23.01.2025 https://politicstoday.org/turkish-defense-industry-at-the-global-super-league/ Erişim: 24.01.2026
[xii] “Game-changing drones elevate Turkey as major power broker: Fukuyama”, Daily Sabah, 07.04.2021 https://www.dailysabah.com/business/defense/game-changing-drones-elevate-turkey-as-major-power-broker-fukuyama Erişim: 24.01.2026
[xiii] “Secretary General in Türkiye: Strong Turkish defence capabilities contribute to a strong NATO”, NATO, 25.11.2024 https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2024/11/25/secretary-general-in-turkiye-strong-turkish-defence-capabilities-contribute-to-a-strong-nato Erişim: 24.01.2026
Fotoğraf: Anadolu Ajansı