Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > AB-Hindistan Ticari Anlaşması ve Türkiye’nin Gümrük Birliği Çıkmazı

AB-Hindistan Ticari Anlaşması ve Türkiye’nin Gümrük Birliği Çıkmazı

Ahmet Çağrı SOYLU

TUDPAM Araştırmacısı

Giriş

Tarihler 27 Ocak 2026’yı gösterdiğinde, yaklaşık 20 yıllık müzakerelerin ardından Hindistan Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği, dünyanın en önemli ikili ekonomik ilişkilerinden birini yeniden şekillendiren tarihî bir Serbest Ticaret Anlaşması’nı (STA) sonuçlandırdı. Her iki tarafın liderleri tarafından sıklıkla “tüm anlaşmaların anası” olarak nitelendirilen bu anlaşma, yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan ve hizmetler de dâhil edildiğinde küresel ticaret akışının yaklaşık üçte birini oluşturan bir ticaret bloğunu temsil etmektedir. Anlaşmanın hükümleri uyarınca AB, tarife kalemlerinin %90’ından fazlasında tarifeleri kaldıracak ve AB’nin Hindistan’a ihracatı için toplam serbestleştirme kapsamını %99,3’e çıkaracak, Hindistan tarafında ise tarife kalemlerinin %86’sı serbestleştirilecektir. Bu bağlamda bu anlaşma birçok sektörde pazar erişimini önemli ölçüde genişletmektedir. Hindistan’ın gümrük vergilerinden muafiyeti ihracatının %90,7’sini kapsayan tarife kalemlerinin %70,4’ünü etkilemektedir (European Commission, 2026). Bu tarife kalemleri tekstil, deri ve ayakkabı, çay, kahve, baharat ve mücevherat gibi emek yoğun sektörleri kapsamaktadır. Ayrıca anlaşmada kararlaştırılan tarife indirim programları kapsamında, Hindistan’a ithal edilen Avrupa otomobillerine uygulanan gümrük vergilerinin zaman içerisinde yaklaşık %110 seviyesinden %10 civarına düşmesi beklenmektedir. Bazı tarım ürünleri (süt ürünleri, pirinç, şeker ve et gibi) ise bu liberalleşmenin dışında tutulmakadır (Nuroğlu, 2026).

AB ile Hindistan arasındaki ticarette neredeyse tüm engelleri kaldıran bu anlaşma, Türkiye’yi de birçok farklı açıdan derinden etkilemektedir. Bunun başlıca sebepleri, Türkiye’nin en çok ihracatı AB’ye yapması ve AB ile Türkiye arasında yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’nın eşitsiz yapısıdır.

2024 verilerine göre Türkiye, toplam ihracatının yaklaşık %41’ini AB ülkelerine yapmaktadır ve toplam ithalatın %32’si de Türkiye’ye AB ülkelerinden gelmektedir (European Commission, 2024). Dolayısıyla bu durum AB’yi Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı yapmaktadır. Bu köklü ortaklığın en önemli sebepleri Türkiye’nin Avrupa kıtasına yakın konumu ve Türkiye ile AB arasındaki çok eskilere dayanan kurumsal iş birlikleridir. Özellikle 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile temelleri atılan bu kurumsal iş birliği, 1995 Gümrük Birliği Anlaşması ile derinleşmiştir. Bu anlaşma ile Türkiye sanayi ürünlerinde AB’nin Ortak Gümrük Tarifesi’ni benimsemiş ve buna karşılık olarak AB pazarına gümrüksüz erişim elde etmiştir. AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması tam bu noktada Türkiye için kötü gidişatın habercisi olmaktadır. Çünkü Hindistan ile anlaşıldığı takdirde Türkiye’den Avrupa’ya ihraç edilen emek yoğun sektörlerdeki birçok mal, Hindistan’da daha ucuza mal edildiği için Hindistan’dan alınacaktır. Buna ek olarak AB ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’ndaki ortak gümrük tarifesi şartı sebebiyle Hint malları Türkiye’ye gümrüksüz girebilecekken, Türk malları aynı şekilde Hindistan’a giremeyecektir. Görüldüğü üzere burada ortaya çıkan iki temel problem, Hindistan’ın Türkiye’ye kıyasla Avrupa pazarına daha düşük maliyetle mal arz edebilmesi ve Gümrük Birliği Anlaşması’nın eşitsiz yapısı nedeniyle ithalat ve ihracatın karşılıklı ve eşit şartlar altında gerçekleştirilememesidir.

Hindistan’ın Düşük Maliyetle Mal İhracı

2024 yılında Global Economy’nin paylaştığı verilere göre Hindistan’ın iş gücü 607 milyon kişi civarına ulaşırken Türkiye’deki toplam iş gücü 36 milyon kişi civarında seyretmektedir. Böylesine büyük bir nüfus farkı, emek arzı açısından Hindistan’a büyük avantaj sağlamaktadır. Ayrıca Hindistan’a AB ile ticarette Türkiye’ye karşı avantaj sağlamasında etkili olan bir diğer faktör ise iki ülke arasındaki işçi ücretleri farkıdır. Hindistan’da eyaletten eyalete göre değişen ortalama ücret 200–400 USD arasındayken, Türkiye’de bu değer yaklaşık 906 USD seviyesindedir. Dolayısıyla Hindistan’ın hem sayısal çoğunluğa hem de daha düşük ücretle işçi çalıştırabilme gücüne sahip olması, emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin AB ile olan köklü ticaretini baltalama potansiyeli taşımaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin yapması gereken emek yoğun sektörlerdeki işçi ücreti avantajlarından yararlanmaktan ziyade, yüksek katma değerli teknoloji yoğun ürünlerin üretimine odaklanmaktır. Katma değerli üretim sonucu ortaya çıkan teknoloji yoğun ürünlerin muadillerini elde etmek, emek yoğun sektörlerdeki ürünlere kıyasla zor olduğundan bu senaryoda Türkiye’nin ithalat ve ihracatı, kendi söz hakkı bulunmayan anlaşmalara bağlı olmaktan görece kurtulacak ve en azından bu tarz durumlardan daha az etkilenecektir. Ayrıca teknoloji yoğun ürünlerin üretimi için kurulması gereken altyapı oluşturulduğunda otomasyon teknolojileri de gelişeceğinden birim maliyeti düşürmek mümkün hale gelecek ve bu sayede Türkiye efektif şekilde daha verimli ve daha kaliteli ürünler üretebilecektir. Bu gerçekleşmediği takdirde Türkiye üretimde ucuz emeğe ve katma değersiz üretime devam etmek zorundadır ki hem işçi ücretlerini artırmayarak refahı kısıtlamak hem de diğer Küresel Güney ülkeleri tarafından ticari rekabet baskısı altında kalmak durumundadır. Bu durum Türkiye’yi çok kırılgan ve hassas bir konuma sokmaktadır.

Türkiye’nin Gümrük Birliği Çıkmazı

Daha önce de bahsedildiği üzere Türkiye’nin Gümrük Birliği macerası Avrupa Ekonomik Topluluğu ile 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’na kadar uzanmaktadır. Anlaşma uzun vadede Türkiye’yi de üye ülkelerden biri haline getirmeyi amaçlamaktaydı. Fakat Türkiye’nin ekonomik durumunun serbest ticarete hazır olmadığı öne sürülerek Türkiye’yi hazır hâle getirebileceği iddia edilen aşamalı bir plan devreye sokuldu. Bu süreç 1995’te AB ile imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması ile somutlaştı ve sanayi ürünlerinde Türkiye ile AB üye ülkeleri arasında tarifeler ortadan kaldırıldı. Ancak bunun karşılığında Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarında ortaya çıkan gümrük tarifesi kararlarını Ortak Gümrük Tarifesi kapsamında uygulamak zorunda kaldı. Yani Ortak Gümrük Tarifesi’ne göre AB’nin üçüncü bir ülkeye uyguladığı gümrük oranlarını Türkiye de kabul etmek zorundadır, ancak AB’den o üçüncü ülkeye giden malların sahip olduğu avantaja Türk malları sahip olamamaktadır. Bu eşitsiz durum Türkiye’yi küresel ticarette doğrudan zayıf bir konuma sokmaktadır.

Gümrük Birliği Anlaşması normalde Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleşene kadar gümrük birliğini sağlamak adına geçici bir çözüm olarak planlanmıştı. Daha önce de belirtildiği gibi 1963’ten itibaren kademeli olarak ilerlenen bu yolculuğun asıl amacı AET ve daha sonra AB’ye tam üyelik elde etmekti. Ancak özellikle 2010’lardaki Türkiye-AB ilişkilerinin seyri ile bu durumun gerçekleşmeyeceği açığa çıkınca Gümrük Birliği Anlaşması tamamlanmamış bir projenin eskimiş bir aşaması olarak varlığını sürdürmeye devam etti. Bu sebeple Türkiye’nin dış ticaretteki zayıf noktalarından birini oluşturdu. Zira karar alma sürecine dâhil olamadığı bir kurumun kendi çıkarları doğrultusunda aldığı kararlar Türkiye’nin dış ticaretine zarar verebilmektedir. Nitekim Hindistan ile sonuçlandırılan bu anlaşma ile bu senaryo gerçekleşmiştir. Bu noktada Prof. Dr. Ali D. Ulusoy (2026), Gümrük Birliği Anlaşması’nın revize edilmesinin ve AB’nin Hindistan ve Latin Amerika ülkeleri ile yaptığı gibi Serbest Ticaret Anlaşması mantığına göre yeniden kurgulanabilmesinin gerekli olduğunu belirtmektedir.

Konuya ilişkin olarak 31 Ocak tarihinde önemli açıklamalar yapan Ticaret Bakanı Bolat, bu anlaşma sebebiyle Türkiye’nin AB ile olan ticaretinin yakın gelecekte etkilenmeyeceğini şu sözlerle ifade etmiştir:

“Türkiye, ihracatçılarının rekabet gücünü korumak ve artırmak amacıyla tercihli ticaret ağını genişletmeye çalışmaktadır; halihazırda 24 Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ve 6 Tercihli Ticaret Anlaşması (TTA) ile bu ağ sürdürülmektedir.”

“Hindistan, dünyanın en büyük 5. ekonomisi olmasına karşın ihracatının GSYH’ye oranı %11 ve ihracatının ithalatını karşılama oranı %62 civarındadır, yani daha içe dönük bir üretim yapısına sahiptir. AB’ye ihracatında Hindistan ürünleri halihazırda düşük veya sıfır tarifeye tabidir; bu nedenle AB-Hindistan anlaşmasının Türkiye açısından kısa vadede AB pazarında ciddi pazar kaybı yaratması beklenmemektedir.”

“Ayrıca STA’larda menşe kurallarına bağlı olarak tarife avantajı sağlanırken, Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında sanayi ürünleri menşe kriteri olmaksızın serbest dolaşım hakkına sahiptir. Bu durum, Türkiye ürünlerine AB pazarında Hindistan gibi STA ortaklarına kıyasla bir rekabet avantajı sağlamaktadır.” (Oruç & Tolmaç, 2026)

Buna ek olarak Hindistan mallarının Türkiye’ye indirimli gümrük vergileriyle geleceğine yönelik şüphelere, Bakan şöyle cevap vermiştir:

“AB üzerinden Hindistan menşeli ürünlerin ülkemize ithalatı şeklinde gerçekleşebilecek olası bir trafik sapması da Bakanlığımızca yakından izlenecek, böyle bir riskin gerçekleşmesi durumunda gerekli önlemler alınacaktır. Bununla birlikte, AB ile Hindistan arasındaki STA nedeniyle ülkemizin de Hindistan’a yönelik gümrük vergilerini düşüreceğine ilişkin kimi zaman medyada yer alan haber ve yorumlar tamamen asılsızdır. Türkiye’nin böyle bir gündemi ya da planlaması yoktur.” (Oruç & Tolmaç, 2026)

Bu açıklamaya yönelik olarak Prof. Dr. Ali D. Ulusoy, Bakan Bolat’ın “Sanki AB ile Türkiye arasında bir Gümrük Birliği Anlaşması yokmuş gibi davrandığını” düşünerek bu ifadenin Gümrük Birliği’ni tanımamak olduğunu dile getirmiştir. Bu bağlamda, Sayın Bakan’ın açıklamaları kendi içinde çelişkiler ve belirsizlikler barındırmaktadır. Türkiye’nin hâlâ AB için neden en önemli ortaklardan biri olduğuna dair tatmin edici açıklamalarda bulunsa da, gelecekte bu durumun bu şartlarda böyle süreceğine yönelik bir garanti kimse tarafından verilememektedir. Dolayısıyla Gümrük Birliği’nin revize edilmesi konusunda yetkililerin bir an önce harekete geçmeleri, 2014’ten beri devam ettiği söylenen sürecin hız kazanması için ellerinden geleni yapmaları gerekmektedir. Aksi takdirde bugün olmasa bile yakın gelecekte Türkiye’nin karar mekanizmasına dâhil olamadığı, ancak uluslararası ticaretini derinden etkileyen bu anlaşma sebebiyle büyük kayıplar yaşaması olası bir senaryo dâhilindedir.

Sonuç

AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması, iki taraf arasında birçok sektörde pazar erişiminin serbestleşmesini sağlayarak küresel ticarette önemli bir etki yaratmaktadır. Ancak tarife kalemlerinin büyük çoğunluğunun serbestleşmesi ve özellikle emek yoğun sektörlerde Hindistan’ın düşük maliyetli üretim avantajı, Türkiye için uzun vadeli riskler taşımaktadır. Ticaret Bakanı Bolat’ın açıklamalarına göre, Türkiye’nin sahip olduğu 24 Serbest Ticaret Anlaşması ve 6 Tercihli Ticaret Anlaşması ağı kısa vadede AB pazarında kayıp riskini sınırlamakta, ayrıca Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında sanayi ürünlerinin menşe kriteri olmaksızın serbest dolaşımı, Türkiye’ye Hindistan gibi üçüncü ülkelere kıyasla bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ancak Hindistan’ın büyük işgücü ve düşük ücret avantajı, emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin rekabetini zorlayabilecek niteliktedir.

Bu durum, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin tarihsel konumuyla doğrudan bağlantılıdır. Gümrük Birliği, aslında Türkiye’nin AB üyeliğine kadar kademeli bir geçiş süreci olarak tasarlanmıştı; ancak Türkiye’nin üyeliği gerçekleşmediği için süreç yarım kalmış ve ülke, AB ile üçüncü ülkeler arasındaki anlaşmalarda karar mekanizmasına dâhil olamadan eşitsiz ve kırılgan bir pozisyonda kalmıştır. AB-Hindistan anlaşmasının etkilerini minimize etmek ve Türkiye’nin dış ticaretteki rekabet gücünü korumak için Gümrük Birliği Anlaşması’nın acilen revize edilmesi artık stratejik bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Kaynakça

European Commission. (2026). EU and India conclude landmark Free Trade Agreement. Press release.

European Commission. (2024). EU-Türkiye trade relations.

İktisadi Kalkınma Vakfı. (2026). AB-Hindistan anlaşmasının sonuçları Türkiye açısından olumsuz olacak.

Nuroğlu, E. (2026). İki devin anlaşması: AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması. Fikir Turu.

Oruç, M., & Tolmaç, S. (2026). Ticaret Bakanı Bolat: Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği görüşleri gerçeklerden kopuk. Anadolu Ajansı.

RemotePeople.com. (n.d.). Turkey average salary.

TheGlobalEconomy.com. (2024). India: Labor force.

TheGlobalEconomy.com. (2024). Turkey: Labor force.

Ulusoy, A. D. (2026). AB – Hindistan anlaşması Türkiye’yi neden vurdu? T24.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün