Blog Yazılarımız

Ukrayna Savaşı: Bitmeyen Cephe

Hasan BİRGÜL

Dış Politika Araştırmacısı

Rusya–Ukrayna Savaşı, sahada sınırlı ilerlemeye rağmen Avrupa’nın güvenliğini ve küresel dengeleri sarsan uzun soluklu bir çatışma olarak devam etmektedir. 2014’te Kırım’ın ilhakı ve Donbas’taki çatışmalarla başlayan süreç, 2022’de Rusya’nın geniş çaplı işgaliyle Avrupa’nın güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen yapısal bir savaşa dönüşmüştür. Moskova’nın “Nazilerden arındırma” ve “ulusal güvenliği sağlama” söylemleriyle başlattığı bu süreç, ağır yaptırımlar, enerji arzı şokları ve derin bir insani krize yol açmıştır.

Sahada yaşanan son gelişmeler savaşın donuk ama dinamik bir çerçevede sürdüğünü gösteriyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın girdiği yeni müzakere tekliflerini reddederek Moskova’nın Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson gibi bölgelerde “tam kontrol” hedefinden vazgeçmeyeceğini açıkladı ve yıpratma stratejisini sürdürme kararlılığını yineledi.

Aynı zamanda Ukrayna, Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırdı. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, son dönemde Rus petrol rafinerilerine yönelik kapsamlı bir 40 günlük operasyonu onayladığını belirtti. Bu operasyonun amacı Moskova üzerindeki baskıyı artırmak olsa da Rusya’da yakıt kıtlığı gibi olağanüstü önlemlere yol açtı.

Sivil alanlar da çatışmanın merkezinde kalmaya devam ediyor. Örneğin Karyeyi Rih’de bir Rus balistik füze saldırısı üç sivilin ölümüne neden oldu ve Ukrayna hava saldırıları sonrası Kırım’da “acil durum” ilan edildi. Bu tür saldırılar, savaşın hem askerî hem de toplum tabanlı etkilerini derinleştirmektedir.

Ukrayna’nın savunma kapasitesinin sürdürülebilirliği Batı’dan gelen askerî yardımın devamına bağlı. Bunun en somut göstergelerinden biri temmuz ayında Türkiye’de düzenlenecek NATO zirvesi öncesi müttefiklerin taahhütlerini artırma yönündeki hazırlıklarıdır.

Zirvede, ittifakın Ukrayna’ya yönelik askerî ve siyasi desteğinin kapsamı ile savunma sanayisi üretimi gibi kritik başlıklarda yeni taahhütler açıklanması bekleniyor. Ayrıca ittifak genelinde savunma harcamalarının artırılması hedeflenesiyle birlikte savunma sanayisi üretiminin güçlendirilmesi gündemde.

Bu bağlamda Zelenski’ nin rolü ve stratejik bağımsızlığı tartışmaya açılıyor. Bazı gözlemcilere göre Ukrayna liderliğinin karar alma alanı, sahadaki durumdan çok büyük güçlerin belirlediği siyasi önceliklerle şekilleniyor. Bu durum, Kiev’in gerçek bir müzakere gücünden ziyade destekçilerin stratejilerinin bir yansıması olarak görülmesine yol açmaktadır.

Avrupa Birliği açısından savaş, Ukrayna’nın kendi güvenliğiyle sınırlı kalmayıp enerji arz güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma politikalarını doğrudan etkileyen bir krize dönüşmüştür. Ayrıca AB, Ukrayna ile üyelik müzakerelerine başlama kararını da alarak savaş sonrası döneme ilişkin planlamayı başlatmıştır. Bu adım, savaşın uzun vadeli etkilerini iç politika ve dış politika ekseninde genişletmektedir.

Bu çerçevede NATO’nun yaklaşan zirvesi sadece bir taahhüt toplantısı değil, ittifakın süreklilikle angajmanını gösteren bir sinyal niteliği taşımaktadır. Zirvede alınacak kararlar, savaşın nasıl sürdürüleceğine dair daha net göstergeler sunacaktır.

Rusya–Ukrayna Savaşı, askerî ilerlemenin sınırlı olduğu, buna karşın siyasi, ekonomik ve insani maliyetin giderek arttığı bir çatışma niteliği kazanmıştır. Rusya savaşı uzattıkça yıkımı derinleştirmekte, Ukrayna ise Batı’nın stratejik hesapları içinde artan bir bağımlılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa ile Rusya arasındaki gerilim kalıcı bir stratejik cepheye dönüşürken, bu çatışmanın ne zaman ve nasıl sonlanacağına dair belirsizlik sürmektedir.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün