Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Avrupa Birliği’nin Jeopolitik Genişlemesi Zorunluluk mu? Güvenlik ve Savunma Boyutuna Evrilmesi!

Avrupa Birliği’nin Jeopolitik Genişlemesi Zorunluluk mu? Güvenlik ve Savunma Boyutuna Evrilmesi!

Güney Ferhat BATI
Akademisyen – Yazar
 
Avrupa Birliği (AB), 20’inci yüzyılda kurulurken, Avrupa’nın iki büyük dünya savaşının yıkımını en derin yaşamasından ve yüzyıllardır içerisinde yaşadığı güç mücadelesinden dolayıdır. Avrupa ve milleti yaşanan savaşlardan dolayı milyonlarla ifade edilen kayıpların acısını bir daha yaşamamak adına -Rusya-Ukrayna savaşı haricinde- birlik ve bütünlük içerisinde olmanın gerekliliğinin farkına vardılar. Ve bu doğrultuda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ile başlayan süreçle beraber, AB’yi kurmuşlardır. Pekâlâ, bir bölgesel ekonomik örgüt olarak kurulan AB, 21’inci yüzyılda devasa bir şekilde jeopolitik genişlemeyi bir zorunluluk olarak mı gördü? Muhakkak ki, ‘AB Genişleme Politikası’ bu konuda belirleyicidir, keza AB’nin altı kurucu devlet/ülke ile başlayan sürecinin şu anda bile ‘otuz’ ve üzeri üyelerle AB’nin üst düzey yetkilileri tarafından vurgulanması her şeyin özeti gibidir.
 
Aslında, AB ve üyeleri için kuruluş sürecinden 2022 yılına (Ocak ayına) kadar her şeyin -birlik içerisindeki sıkıntılar ve sorunlar olsa bile- güllük gülistanlık gittiğini söylemiş olursak ‘teşbihte hata olmaz’ diyebiliriz. Ne zaman ki, Kıta Avrupa’sında Rusya-Ukrayna savaşı başladı, işte bu savaş AB’nin artık ‘güvenlik ve savunma boyutuna evirilmesini’ ciddi bir şekilde eğilmesini ve çalışmalar yapmasını zorunlu kıldı. AB’nin jeopolitik genişlemesi başlarda ‘batı ve kuzey ülkeleriyle’ başlamış, zamanla eskiden komünist rejimi benimseyen ‘doğu ve orta ülkeleriyle’ devam etmiştir. Günümüzde ise on yıldan fazladır, AB üyelik perspektifinde olan Batı Balkanlar (Arnavutluk, Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya) ve hala bekletilen Türkiye’dir. Bunların haricinde AB’nin jeopolitik genişleme hedefinde Moldova ve Ukrayna olduğunu, hatta bunlara ek olarak Karadeniz’in en doğusunda yer alan Gürcistan’da bunun içerisindedir.
 
AB’nin jeopolitik genişleme hedefindeki Moldova, Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkeleri birliğe katmak istemesi, sadece Rusya ile yaşadığı rekabet olarak görülmemelidir. Hakeza, AB’nin ‘Karadeniz’ genişlemesi NATO’suz düşünülemez! Türkiye, her ne kadar NATO üyesi olsa bile, AB’nin bu ülkelerle genişlemek istemesi ülkemizin ‘âli menfaatlerini’ ilgilendirir, ‘Karadeniz’ Türkiye için önemlidir, buradan Kafkasya ve Orta Asya’ya ulaşılmaktadır. AB’nin hali hazırda uzun yıllardır üye olmayı bekleyen Batı Balkan ülkelerini çok yakın bir zamanda birliğe üye olarak katacağı malumdur. Buradaki (Balkanlar) yapılanmayı tamamlayacak AB’nin daha fazla ‘Doğu’ya doğru jeopolitik genişlemesi onların ‘güvenlik ve savunma’ endişelerini giderecek midir? Kesinlikle, hayır! Neden mi? Türkiye’nin birlik içerisinde olmadığı bir AB, ne ABD’nin güdümünden, ne NATO’ya bağımlı olmaktan, ne Rusya’nın (asimetrik) tehditlerinden ve ne de ‘jeopolitik’ bir güç olmaktan bahsedemez/olamaz. Ki, daha Çin, Hindistan ve diğer uluslararası aktörlerle/güçlerle baş edebilmesine değinmedim bile!
 
Sonuç olarak, AB, dünya siyasetine ve konjonktürüne ekonomik ve bölgesel -ulus-üstü- bir örgüt olarak meydana gelmiştir. Ne var ki, 20’inci yüzyılın dünyasıyla 21’inci yüzyılın dünyasında büyük farklar var. Ve bu farklar özellikle günümüz dünyasında zorluklar, tehditler ve meydan okumalar karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik güç olmak önemlidir, ancak sizin ekonomik gücünüz sizin -ön ve arka bahçenizi- güvenlik ve savunma boyutuyla koruyamayacak kadar geçirgen ve zayıf ise burada düşünülmesi gerekenler var. Keza, Doğu Avrupa’da yani AB’nin arka bahçesinde şu anda bile devam eden Rusya-Ukrayna savaşında yapabilecekleriniz kısıtlı ve NATO’ya/ABD’ye bağımlıysanız sizin jeopolitik genişlemenizin bir anlamı da yoktur. Çünkü siz daha dibinizde ve size –Avrupa’nın içine- sirayet edebilme ihtimali yüksek bir savaşın ateşini düşüremediniz. Ezcümle; AB’nin jeopolitik genişlemesi bir zorunluluktur, ancak bu zorunluluğun ev sahibi (AB) ‘Brüksel’ mi istemekte? Yoksa (ABD/NATO) ‘Washington’ mu istemekte? Bunun cevabını öncelikle AB ve buradaki üst düzey yetkililer vermelidir. Bundan sonra ise AB’nin jeopolitik genişlemesini doğru kararlarla ve iyi bir okuma yaparak vermesi olmalıdır.

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün