Giriş
Suriye’de merkezî otoritenin yeniden tesis edilmeye çalışıldığı bir siyasal konjonktürde, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın Kürtçeyi “ulusal dil” ilan eden kararnamesi yalnızca hukuki ya da idari bir düzenleme olmaksızın medya söylemleri aracılığıyla siyasal anlam kazanan çok katmanlı bir gelişme olarak gündeme taşınmıştır. Suriye iç savaşının askerî ve siyasal dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde atılan bu adım, kültürel haklar bağlamının ötesinde sahadaki güç mücadelesi, merkezî devlet otoritesinin tahkimi ve bölgesel aktörlerin konumlanışıyla birlikte değerlendirilmektedir. Bu nedenle kararname, içeriğinden çok, farklı haber mecralarında hangi bağlamlar içinde temsil edildiği ve nasıl çerçevelendiği üzerinden anlam üretmektedir.
Haber medyasında söz konusu gelişme, belirgin bir söylemsel ayrışma eşliğinde sunulmuştur. France 24 ve Rudaw gibi Avrupa merkezli ve bölgesel Kürt medya kuruluşları, Kürtçenin “ulusal dil” ilan edilmesine sahadaki çatışmalar, SDG’nin pozisyonu ve Kürt aktörlerin itirazlarıyla birlikte ele alarak kararı askerî ve siyasal gerilimlerle iç içe bir süreç olarak çerçevelemektedir. Buna karşılık Türkiye’de yayın yapan haber kuruluşlarında ise söylem, büyük ölçüde Şam yönetiminin attığı adımlar, merkezî otoritenin güçlendirilmesi ve SDG’nin sahadan “çekildiği” yönündeki vurgular etrafında inşa edilmektedir. Bu temsil biçimleri, kararnameye kimi anlatılarda uzlaşı ve kapsayıcılık söylemi içinde sunarken kimi anlatılarda güvenlik, merkezileşme ve alan hâkimiyeti eksenine yerleştirmektedir.
Kararnameyi izleyen süreçte Halep, Deyr ez-Hafer, Tabka ve Rakka hattında yaşanan askerî hareketlilik ise kültürel tanıma adımının sahadaki gelişmelerden bağımsız olmadığını göstermektedir. Bu eşzamanlılık, söz konusu açılımın siyasal kapsamı ile güvenlik ve denetim pratiklerini birlikte içeren bir merkezileşme stratejisinin parçası olarak yürütüldüğüne işaret etmektedir. Ortaya çıkan medya söylemi farklılaşması açısından bakıldığında Türk dış politikasının Suriye’de üniter devlet yapısını önceleyen yaklaşımının uluslararası ve ulusal basında nasıl farklı anlatılar üzerinden yeniden üretildiğini görünür kılmaktadır.
Kültürel Tanıma Söylemi ile Askeri Gerçeklik Arasında Medya Anlatıları
France 24’te AFP kaynaklı haberde, Kürtçenin “ulusal dil” ilan edilmesi, “Suriye’nin 1946’daki bağımsızlığından bu yana Kürt ulusal haklarının ilk resmî tanınması” şeklinde sunularak tarihsel bir eşik olarak çerçevelenmektedir. Bu ifade, Kürt meselesini uzun süreli bir hak ihlali anlatısı içine yerleştirirken, Şam yönetiminin kararını ise gecikmiş ve zorunlu bir tanıma olarak konumlandırmaktadır. Ancak haberde bu kültürel açılım söylemi, sahadaki askerî gelişmelerle birlikte ele alınarak dengelenmektedir. Haber metninde özellikle Halep, Deyr ez-Hafer ve Rakka hattındaki çatışmalara yapılan vurgu, kültürel tanınma ile askerî zor kullanımı arasındaki eş zamanlılığa dikkat çekmektedir.
Haberde SDG’nin “ABD destekli, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri” şeklinde tanımlanması ve mensuplarının ise “Kürt savaşçılar” olarak betimlenmesi, Kürt aktörlerin meşru ve örgütlü siyasal-askerî özneler olarak temsil edildiğini göstermektedir.
Haber metninde, Salih Müslim’in kararnamenin “Kürt halkının haklarından kaçınma ve onları bölme girişimi” olduğu yönündeki açıklamasına yer verilmesi ise Kürt aktörlerin eleştirilerinin meşru bir siyasal görüş olarak sunulduğunu göstermektedir. Böylece France 24 haberi, Kürtçenin ulusal dil ilanını tek başına bir uzlaşı adımı olarak görmemekle birlikte sahadaki fiili özerk yapıyı çözmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak okumaktadır.
Benzer bir söylemsel çerçeve, Kürt medyasının bilinen aktörlerinden biri olan Rudaw’ın haber içeriklerinde de görülmektedir. Ancak Rudaw’da haber dili daha açık bir biçimde karşı hegemonik bir karakter taşımaktadır. Rudaw’ın haber içeriğinde Şam yönetiminin “Colani hükûmeti” olarak adlandırılması, merkezi otoritenin meşruiyetini sorgulayan bilinçli bir tercih olarak öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra haber metninde “anlaşma ihlali”, “ağır silahlar ve İHA’larla saldırı” ve “Arap aşiretlerinin kışkırtılması” gibi ifadelerle Şam yönetimi istikrarsızlaştırıcı ve saldırgan bir aktör olarak sunulmaktadır. Buna karşılık haber içeriğinde SDG, savunma pozisyonunda ve anlaşmalara bağlı bir güç olarak temsil edilmektedir.
Ayrıca Rudaw’ın haber içeriğinde “çekilme” söylemi de sınırlı ve koşullu biçimde aktarılmaktadır. “Sadece belirli bölgelerden çekilme” ve “Rakka ve Deyrezor’dan çekilmenin anlaşmada yer almadığı” vurguları, sahadaki durumun Türkiye medyasında sunulduğu kadar net ve kesin olmadığını göstermektedir. Aynı zamanda güvenlik tehdidinin kaynağı SDG dışında konumlandırılarak, “IŞİD uyuyan hücreleri” ve “kışkırtılan Arap aşiretleri” gibi unsurlar öne çıkarılmaktadır. Bu söylem, Kürtçenin ulusal dil ilanını, askerî baskıyı perdeleyen sembolik ve siyasal manevra olarak konumlandırmaktadır.
Türkiye’de yayın yapan haber sitelerinde ise belirgin bir söylemsel sadeleşme dikkat çekmektedir. Kürtçenin ulusal dil ilanı, çoğunlukla “Suriye’de normalleşme”, “devlet otoritesinin yeniden tesisi” ve “terör unsurlarının çekilmesi” gibi kavramlarla birlikte sunulmaktadır. Haber içeriklerinde SDG temsilcilerinin açıklamalarına, itirazlarına veya sahadaki çatışmaların ayrıntılarına büyük ölçüde yer verilmemekte olup süreç, merkezî otoritenin güç kazanması şeklinde aktarılmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında “SDG Suriye’den çekiliyor” vurgusu, sahadaki karmaşık güç dengelerini yansıtmaktan ziyade, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu üniter Suriye ve sınır güvenliği söylemini pekiştiren bir anlatı üretmektedir. Haber metinlerinde özellikle Kürt aktörlere özne olarak yer verilmemesi, Şam yönetiminin ise düzen kurucu ve meşru bir aktör olarak sunulması, Türk dış politikasının temel öncelikleriyle örtüşen bir medya çerçevesi oluşturmaktadır. Bu yönüyle medya söylemi, gelişmeleri betimleyen bir araç olmaktan ziyade belirli bir dış politika okumasını kaçınılmazlık söylemi üzerinden meşrulaştıran bir anlamlandırma pratiğine dönüşmektedir.
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında, Kürtçenin ulusal dil ilanının Türk dış politikası açısından kültürel bir reformdan ziyade SDG’nin sahadaki etkinliğini sınırlayan ve merkezi devlet yapısını güçlendiren bir stratejik hamle olarak okunduğunu göstermektedir. Avrupa ve Kürt medyasında “hak tanıma ile güvenlik pratikleri arasındaki ilişki” daha görünür bir biçimde ele alınırken Türkiye merkezli medyada ise süreç, çoğunlukla “çekilme” ve “normalleşme” çerçeveleri üzerinden aktarılmaktadır.
Sonuç
Bu analiz Kürtçenin “ulusal dil” ilan edilmesine ilişkin kararnameyi farklı medya mecralarında üretilen haber söylemleri üzerinden karşılaştırmalı olarak ele almıştır. Analiz, söz konusu gelişmenin medyada tekil bir anlatı içinde sunulmadığını, bunun yanı sıra haber kuruluşlarının editoryal öncelikleri ve odaklandıkları bağlamlara bağlı olarak farklı yönlerinin öne çıkarıldığını göstermektedir. Bu durum ise kararnameye yönelik atfedilen anlamın büyük ölçüde haber çerçeveleri aracılığıyla kurulduğunu ortaya koymaktadır. Avrupa merkezli uluslararası medya ile bölgesel Kürt medyasında, Kürtçenin ulusal dil ilanı çoğunlukla sahadaki askerî hareketlilik, SDG’nin konumu ve Kürt aktörlerin açıklamalarıyla birlikte ele alınmaktadır. Bu haber içeriklerinde kültürel tanıma vurgusu güvenlik gelişmeleriyle eş zamanlı biçimde sunulmakta; süreç, çok aktörlü ve çok boyutlu bir siyasal bağlam içinde çerçevelenmektedir. Böylece kararname hem sembolik hem de pratik sonuçları olan bir gelişme olarak aktarılmaktadır. Türkiye’de yayın yapan haber kuruluşlarında ise söylemin daha sınırlı bir çerçeve etrafında şekillendiği görülmektedir. Haber metinlerinde ağırlıklı olarak merkezi otoritenin attığı adımlar, sahadaki düzenin yeniden tesis edilmesi ve güvenlik eksenli gelişmeler ön plana çıkarılmaktadır. Kürtçenin ulusal dil ilanı, bu bağlamda, daha geniş bir normalleşme ve merkezileşme sürecinin parçası olarak sunulmakta olup sahadaki aktör çeşitliliğine ve askerî gelişmelerin ayrıntılarına görece daha az yer verilmektedir.
Kaynakça
France24 (2026). Syrian president declares Kurdish a national language. https://www.france24.com/en/live-news/20260116-syrian-president-declares-kurdish-a-national-language
Rudaw (2026). DSG’den Rûdaw’a: Rakka ve Deyrezor’dan çekilme yok, anlaşma ihlal ediliyor. https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/1701202612
Fotoğraf: Anadolu Ajansı