Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Polonya Başbakanı Donald Tusk’un Türkiye-AB İlişkileri Bağlamında Ankara Ziyareti: Stratejik ve Diplomatik Boyutlar

Polonya Başbakanı Donald Tusk’un Türkiye-AB İlişkileri Bağlamında Ankara Ziyareti: Stratejik ve Diplomatik Boyutlar

Sümer Esin Şenyurt

TUDPAM Uzmanı

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci tarihsel olarak inişli çıkışlı bir seyir izlemiş, çeşitli jeopolitik ve siyasi dinamiklerden etkilenmiştir. Son olarak, Polonya Başbakanı Donald Tusk’un Avrupa Konseyi Başkanı ünvanıyla gerçekleştirdiği Ankara ziyareti ve bu toplantıda yaptığı “Türkiye’nin AB üyelik sürecinin gerçekçi ve sürdürülebilir bir süreç olmasını umuyoruz.” şeklindeki açıklamaları, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışmada, ziyaretin Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkisi, Türkiye’nin AB üyelik stratejisindeki yeri ve NATO çerçevesinde Polonya ile ilişkilerinin bu sürece nasıl yansıyabileceği analiz edilmektedir.

Polonya, AB çerçevesinde Türkiye’nin üyelik perspektifini destekleyen ülkelerden biri olmuş ve stratejik ortaklığı vurgulamıştır. Tusk’un ziyareti, Polonya’nın hem Avrupa Konseyi Başkanı olarak hem de kendi ulusal politikaları çerçevesinde Türkiye’ye verdiği desteğin altını çizmektedir. Ancak bu destek, AB üyeleri arasında homojen bir mutabakat anlamına gelmiyor; özellikle Fransa ve Almanya gibi ülkelerin temkinli tutumu üyelik sürecinin ilerlemesini zorlaştırıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da vurguladığı gibi Türkiye ve Polonya, NATO içinde önemli aktörler ve ittifakın güvenliğine katkı sağlıyorlar. Polonya’nın NATO’ya verdiği önem ve güvenlik alanında Türkiye ile iş birliği, Türkiye’nin stratejik rolünü AB üye ülkeleri için bir kez daha gündeme getiriyor. AB’nin güvenlik kapasitesini artırmak için NATO üye ülkeleriyle daha yakın iş birliği ihtiyacı, Türkiye’nin AB ile ilişkilerine yeni bir çerçeve de sağlayabilir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya karşı mesafeli duruşu, Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini artırması gerektiğini ortaya koymuş ve bu bağlamda Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki rolü daha fazla tartışılmaya başlanmıştır. Ancak AB’nin Türkiye ile güvenlik konularında sürekli olarak iş birliğine devam etmesine rağmen tam üyelik perspektifinden uzak olması, bu ilişkilerin stratejik çelişkilerle dolu olduğunu göstermektedir.

Donald Tusk’un Ankara ziyareti ve Türkiye‘nin AB üyelik süreciyle ilgili açıklamaları, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir ivme yaratabilir ancak Türkiye’nin tam üyelik süreci hâlâ bir dizi diplomatik ve politik engelle karşı karşıyadır. Türkiye’nin güvenlik ve savunmadaki önemli rolü AB tarafından daha fazla dikkate alınmalı ve üyelik süreci salt siyasi hesaplarla değil, uzun vadeli stratejik çıkarlarla uyumlu olarak ele alınmalıdır. Bu bağlamda, Polonya’nın desteği Türkiye için olumlu bir unsur olmakla birlikte, AB içindeki güç dengesinin bu sürecin geleceğini nasıl şekillendireceği Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir.

Fotoğraf: T.C. İletişim Başkanlığı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün