Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Türkiye-Mısır Yakınlaşmasının Stratejik Anlamı

Türkiye-Mısır Yakınlaşmasının Stratejik Anlamı

Hüseyin YELTİN

TUDPAM Başkanı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyareti ve iki ülke arasında hedeflenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi, Türkiye-Mısır ilişkilerinde yalnızca diplomatik bir normalleşmeye ve bölgesel güç dengelerini etkileyebilecek yapısal bir dönüşüme işaret etmektedir. Yaklaşık on yıl süren stratejik kopukluğun ardından gerçekleşen bu yakınlaşma, ikili ilişkilerin ötesinde, Doğu Akdeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir jeopolitik havzada yeni bir denge arayışının parçası olarak okunmalıdır.

Ekonomik Karşılıklı Bağımlılığın Manevra Alanı

Uluslararası ilişkiler literatüründe ekonomik karşılıklı bağımlılık, politik gerilimlerin sınırlandırılmasında ve çatışma maliyetlerinin kontrol altında tutulmasında etkili bir manevra alanı olarak değerlendirilmektedir. Türkiye ve Mısır arasında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılmasının hedeflenmesi, bu yönüyle salt ekonomik bir amaçtan çok, ikili ilişkilerin istikrarını pekiştirmeyi amaçlayan stratejik bir tercih olarak karşımıza çıkmaktadır. Mısır’ın Türkiye’nin Afrika kıtasındaki en önemli ticaret ortaklarından biri konumuna gelmesi, Ankara’nın Afrika merkezli açılım politikaları ile Kahire’nin bölgesel ekonomik merkez olma hedeflerinin kesiştiği kritik bir noktaya işaret etmektedir.

İki ülke arasında ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi ya da derinleştirilmeye çalışılması, özel sektör aktörlerini ve sermaye hareketlerini dış politikanın tamamlayıcı unsurları haline getirmektedir. Enerji, tekstil ve savunma sanayii gibi stratejik sektörlerde geliştirilecek iş birlikleri, taraflar açısından karşılıklı maliyetleri artırarak askeri veya siyasi gerilimlerin rasyonel zeminde sınırlandırılmasını teşvik etmektedir. Bu durum, ideolojik ayrışmaların yerini pragmatik çıkar hesaplarının aldığı, realist bir dış politika anlayışının güçlendiğine işaret etmektedir.

Doğu Akdeniz’de Değişen Jeopolitik Dengeler

Türkiye-Mısır yakınlaşmasının en belirgin stratejik sonuçlarından biri, Doğu Akdeniz jeopolitiğinde ortaya çıkmaktadır. Akdeniz havzasında uzun kıyı şeritlerine ve tarihsel denizcilik birikimine sahip olan bu iki aktör, geçmiş dönemde Libya eksenli rekabet ve enerji projeleri üzerinden karşıt konumlarda yer almıştı. Bu süreçte Türkiye’nin bölgesel enerji denkleminden dışlanması, Mısır’ın ise alternatif ittifaklar içinde konumlanması dikkat çekmişti.

Son dönemde yaşanan gelişmeler; deniz ticareti, taşımacılık ve deniz güvenliği konularının öne çıkarılması, iki ülkenin Akdeniz’de çatışmacı değil tamamlayıcı bir strateji geliştirmeye yöneldiğini göstermektedir. Mısır’ın enerji dağıtım merkezi olma hedefi ile Türkiye’nin doğal olarak bir enerji geçiş koridoru niteliği taşıması, bölgedeki diğer aktörlerin tek taraflı girişimleri karşısında daha dengeli bir güç dağılımının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Doğu Akdeniz’de güç dengelerinin yeniden dizayn edildiği bir sürece işaret etmektedir.

Bölgesel Kriz Alanlarında Eşgüdümlü Yaklaşımlar

Türkiye ve Mısır arasındaki normalleşme, bölgesel krizlere yönelik yaklaşımlarda da belirgin bir paradigma değişimini beraberinde getirmektedir. Gazze, Libya ve Afrika Boynuzu gibi alanlarda, tek taraflı müdahalelerden ziyade koordinasyon ve arabuluculuk temelinde şekillenen bir politik tutum dikkat çekmektedir.

Gazze bağlamında Mısır’ın coğrafi ve diplomatik ağırlığı ile Türkiye’nin insani yardım kapasitesi ve siyasi etkisi birleştiğinde, kalıcı ateşkes ve iki devletli çözümün savunulması yönünde daha güçlü bir diplomatik zemin oluşmaktadır. Libya’da ise uzun süre karşıt pozisyonlarda yer alan iki ülkenin, bugün ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini ortak hedef olarak benimsemesi, Kuzey Afrika’da istikrar arayışının önünü açmaktadır. Bu uzlaşı, Libya’nın küresel güç rekabetinin bir sahnesi olmaktan çıkarılarak bölgesel çözümlere yönelmesi açısından kritik önemdedir.

Afrika Boynuzu özelinde ise Türkiye’nin Somali’deki askeri ve ekonomik varlığı ile Mısır’ın Nil havzasına ilişkin güvenlik kaygıları arasında artan bir örtüşme gözlemlenmektedir. Bu örtüşme, Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattında yeni bir güvenlik mimarisinin inşa edilmesine katkı sunabilecek nitelikte olduğunu söylemek mümkündür.

Suriye ve İran başlıklarının iki ülke arasındaki temaslarda öne çıkması, Türkiye ve Mısır’ın sadece ikili veya bölgesel konularda değil, daha geniş bir Ortadoğu perspektifi geliştirdiğini bizlere açık şekilde göstermektedir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, hem sığınmacı sorununun yönetimi hem de bölgesel güvenlik tehditlerinin sınırlandırılması açısından ortak bir öncelik olarak belirmektedir. İran’ın nükleer programı gibi küresel boyut taşıyan krizlerde diplomatik çözüm vurgusunun yapılması ise, bölgesel kutuplaşmalardan kaçınma ve stratejik özerkliği muhafaza etme arzusunu yansıtmaktadır.

Yakınlaşma Yeni Bir Denge Unsuru mu Doğuracak?

Sonuç itibarıyla Türkiye-Mısır ilişkilerinde yaşanan bu yakınlaşma, on yıllık bir kopukluğun kapanmakta olduğuna işaret etmektedir. Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklardan veya düşmanlıklardan ziyade, değişen koşullar altında yeniden tanımlanan ulusal çıkarlar belirleyici olmaktadır. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret, ideolojik önceliklerin geri planda kaldığı ve realist çıkar hesaplarının öne çıktığı yeni bir dönemin göstergesi olarak görülmelidir. Eğer Türkiye ve Mısır arasındaki bu stratejik uyum kurumsal ve sürdürülebilir mekanizmalarla desteklenebilirse, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de dış müdahalelere daha kapalı, ekonomik entegrasyonu yüksek ve güvenlik odaklı yeni bir bölgesel düzenin temelleri atılabilir. Hedeflenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi ise, bu olası düzenin ekonomik omurgasını oluşturan temel unsur niteliğindedir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı (2026). Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mısır ile ticaret hacmimizi 15 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-misir-ile-ticaret-hacmimizi-15-milyar-dolara-yukseltmeyi-hedefliyoruz/3820120. (Erişim Tarihi: 04.02.2026).

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün