Blog Yazılarımız

TUDPAM | Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi > Analizler > Eş-Şebab’ın Somali’deki Direnci: Tarihsel Arka Plan, Devlet Otoritesi Krizi ve Bölgesel Güvenlik Etkileri

Eş-Şebab’ın Somali’deki Direnci: Tarihsel Arka Plan, Devlet Otoritesi Krizi ve Bölgesel Güvenlik Etkileri

Meryem Işıl ÖGE

Araştırmacı

Eş-Şebab, Somali’de uzun yıllardır varlığını sürdüren ve ülkenin güvenliğini etkileyen en önemli silahlı örgütlerinden biridir. Örgütün yalnızca askerî kapasitesiyle değil, aynı zamanda Somali’deki devlet otoritesi boşluğu, zayıf kurumsal yapı, kabile temelli siyasi gerilimler ve ekonomik kırılganlıklar üzerinden güç kazandığı görülmektedir. Bu nedenle Eş-Şebab tehdidi, yalnızca Somali’nin iç güvenlik meselesi olarak değerlendirilemez. Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel istikrarı, sınır güvenliğini ve uluslararası aktörlerin güvenlik politikalarını da doğrudan ilgilendiren çok boyutlu bir sorun alanı oluşturmaktadır.

Eş-Şebab’ın ortaya çıkışı Somali’de 1991’de merkezî devlet yapısının çökmesiyle başlayan siyasi istikrarsızlık süreciyle yakından ilişkilidir. Devlet otoritesinin zayıflaması, iç savaş, kabileler arası rekabet ve güvenlik boşluğu, farklı silahlı grupların güç kazanmasına zemin hazırlamıştır. Bu ortamda Eş-Şebab, 2000’li yılların ortalarında İslami Mahkemeler Birliği’nin genç ve radikal kanadı olarak öne çıkmış, zamanla bağımsız bir silahlı örgüte dönüşmüştür. İlk zamanlarda Somali içindeki yerel güç mücadelesinin bir parçası olarak ortaya çıkan örgüt, ilerleyen yıllarda ideolojik söylemini sertleştirerek El-Kaide çizgisine yaklaşmış ve Somali’deki çatışmayı yalnızca yerel bir iktidar mücadelesi olmaktan çıkarıp daha geniş bir cihatçı güvenlik tehdidine dönüştürmüştür.

Örgütün bu kadar etkili olmasına neden olan devlet otoritesinin kırılgan yapısı Eş-Şebab’ın alternatif bir otorite gibi davranmasına imkân tanımaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde devletin hizmet sunma ve güvenlik sağlama kapasitesinin zayıf kalması, güvenlik kurumlarının sınırlı kapasitesi ve federal bölgelerle merkez arasındaki siyasi gerilimler, örgütün hareket alanını genişletmektedir. Örgüt, bazı bölgelerde vergi toplama, yerel anlaşmazlıklara müdahale etme ve korku yoluyla toplumsal denetim kurma yöntemleriyle devlet boşluğunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmıştır. Bu durum, Eş-Şebab’ın yalnızca askerî bir tehdit değil, aynı zamanda Somali’deki yönetim krizinden beslenen siyasi ve toplumsal bir sorun olduğunu göstermektedir.

Eş-Şebab’ın Somali’de etkisini sürdürebilmesinin en önemli nedenlerinden biri, örgütün değişen koşullara uyum sağlayabilmesidir. Somali güvenlik güçleri ve uluslararası destekli operasyonlar karşısında zaman zaman toprak kaybetmesine rağmen örgüt, kırsal alanlardaki varlığını, hücre yapılanmalarını ve istihbarat ağlarını kullanarak etkisini sürdürmektedir. Bombalı saldırılar, suikastlar, baskınlar ve kamu kurumlarını hedef alan eylemler, Eş-Şebab’ın doğrudan cephe savaşı yerine yıpratma stratejisini benimsediğini göstermektedir. Bu nedenle Eş-Şebab, askerî kayıplar yaşasa bile Somali’de güvenlik ortamını istikrarsızlaştırma kapasitesini sürdürmektedir.

Somali hükûmeti, Eş-Şebab’a karşı uzun süredir askerî operasyonlar gerçekleştirse de bu mücadelede tek başına hareket etmemektedir. Afrika Birliği misyonları, bölgesel aktörler ve uluslararası ortaklar, Somali güvenlik güçlerine destek sağlayarak örgütün etkisini azaltmaya çalışmaktadır. Ancak sahadaki temel sorun, askerî operasyonlarla ele geçirilen bölgelerde kalıcı devlet otoritesinin sağlanamamasıdır. Güvenlik sağlansa bile kamu hizmetlerinin ulaştırılamadığı, yerel halkın merkezî yönetime güven duymadığı veya ekonomik sorunların devam ettiği alanlarda Eş-Şebab yeniden etkili olabilmektedir. Bu nedenle örgütle mücadelede yalnızca askerî başarılar yeterli değildir; güvenlik politikalarının siyasi uzlaşı, yerel yönetim kapasitesi ve toplumsal destekle tamamlanması gerekmektedir.

Eş-Şebab’ın varlığı Somali’de yalnızca güvenlik alanında değil, toplumsal ve insani düzeyde de ağır sonuçlar doğurmaktadır. Örgütün saldırıları, zorla eleman kazanma faaliyetleri, yerel halktan para toplaması ve siviller üzerinde baskı kurması, toplumun günlük yaşamını doğrudan etkilemektedir. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan siviller, hem örgütün baskısı hem de güvenlik operasyonlarının yarattığı belirsizlik nedeniyle ciddi bir güvensizlik ortamı içinde yaşamaktadır. Dolayısıyla Eş-Şebab tehdidi, yalnızca devlet kurumlarını hedef alan bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Somali toplumunun sosyal dokusunu ve yaşam koşullarını etkileyen bir kriz olarak değerlendirilmelidir.

Eş-Şebab tehdidi, Somali sınırları içinde ortaya çıkmış olsa da etkileri yalnızca bu ülkeyle sınırlı kalmamaktadır. Örgütün özellikle Kenya’ya yönelik saldırıları ve sınır bölgelerindeki hareketliliği, Afrika Boynuzu’ndaki güvenliği doğrudan etkilemektedir. Ayrıca Etiyopya, Kenya ve Cibuti gibi ülkelerin Somali’deki güvenlik süreçlerine dâhil olması, Eş-Şebab meselesini yerel bir terör sorunu olmaktan çıkarmıştır.

Bu noktada Eş-Şebab’ın Somali’deki varlığını yalnızca bir terör örgütünün askerî gücüyle açıklamak yetersiz kalmaktadır. Bana göre örgütün bu kadar uzun süre etkisini sürdürebilmesinin asıl nedeni, Somali’de devlet otoritesinin toplumun tamamına ulaşamaması ve halkın güvenlik, ekonomi ve yönetim alanlarında yeterli destek görememesidir. Bu nedenle Eş-Şebab’la mücadele sadece operasyonlarla değil, devletin halk üzerindeki meşruiyetini artırmasıyla mümkün olabilir. Eğer Somali’de güçlü kurumlar kurulamaz, yerel halk merkezi yönetime güven duymaz ve ekonomik sorunlar azaltılamazsa örgütün tamamen ortadan kaldırılması oldukça zor görünmektedir. Aksi hâlde Eş-Şebab zayıflasa bile tamamen ortadan kalkmayacak, farklı yöntemlerle varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Webinara
Kayıt Ol !

Son 2 Gün